Bilindiği gibi 25 Mart’ta yapılan duruşmada mahkeme kendisine tecavüz eden kişiyi öldüren Nevin Yıldırım’ı müebbet hapis cezasına mahkum etmişti. Kadınlar, Yıldırım’a hiçbir indirim uygulamayan mahkemenin erkek adaletini protesto ettiler. Kadınlara değil, tecavüzcü erkeklere müebbet hapis cezası verilmesini istediler.
Isparta’nın Yalvaç İlçesi Koruyaka Köyü’nde 2 çocuk annesi Nevin Yıldırım, 29 Ağustos 2012 tarihinde kendisine silah zoruyla tecavüz eden 2 çocuk babası 35 yaşındaki N.G.’yi öldürmüş, başını bir çuvala koyarak; “İşte namusuma uzananın kellesi” diyerek köy meydanına atmıştı.
Bu tecavüzden hamile kalan Yıldırım, bebeği aldırmak istedi… Ancak gittiği hastane de Yıldırım’ın önüne “kocanın izni şart” engelini çıkarıldı. Erkek devletin, erkek yasa ve uygulamaları, Yıldırım’a istemediği bu bebeği doğurttu!
Devletin erkek yapısı ve aklı, Yıldırım’a bunu dayatırken, kadının psikolojisini de, çocuğun geleceğini de hiçbir şekilde dikkate almadı!
Adli Tıp Kurulu’nun Yıldırım’ın akıl sağlığının yerinde olduğuna dair üçe karşı iki oyla verdiği raporu mahkeme heyeti dikkate almadı; Yıldırım’ı “tasarlayarak canavarca hisle kasten adam öldürmek” iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargıladı…
Nevin Yıldırım’ın N.G. tarafından defalarca tecavüze uğramasını, tehdit ve şiddete maruz kalmasını mahkeme hiçbir şekilde dikkate almadı. Erkek egemenliğinin bekçisi savcılık mahkemeyi desteklemek için durumdan vazife çıkardı; Yılıdırım’la dayanışmak üzere Yalvaç’a giden kadın örgütlerinin, avukatların üzerine polisini saldı. Mahkeme yasal devlet terörünün koruması altında kalemini kırdı!
Bugüne kadar hep “namus” gerekçesiyle kadın katillerine indirim uygulayan mahkemeler; Nevin Yıldırım’a tecavüz edilmesini, sürekli fiziki ve psikolojik şiddete maruz kalmasını hafifletici bir neden olarak görmedi, Yıldırım’ın öz savunmasını görmezden geldi ve geçtiğimiz hafta Yıldırım’ı müebbet hapisle cezalandırdı.
Erkek egemen sistemin bekçisi mahkeme bu kararıyla:
Kadın bedeninin erkekler tarafından yağmalanmasının, erkeğin kadın bedeni üzerindeki iktidarının korunmasının bir aracı olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. “Namus” gerçekte erkeğin namusudur. Ve kadınının erkeğe boyun eğdirme aracıdır. Köleleştiricidir!
Bütün kadın katillerinin yargılandığı davalarda mahkemelerin, katillerin “namusumu temizledim” savunmasını dikkate alarak ceza indirimi uyguladığı biliniyor.
Ancak sorun bir kadın olunca!..
Üstelik adamın tehditle defalarca tecavüz ettiği, şiddet uyguladığı, tecavüz bebeğini doğurmak zorunda bırakılan bir kadın “artık yeter” diyerek çareyi tecavüzcüsünü öldürmekte bulunca… Erkek egemen sistemin, erkek mahkemeleri, erkek yasalarıyla, kadının karşısına dikiliverdiler!
Nasıl ki, kadın katillerinin yargılandığı mahkemeler, katillere “namus” ya da başka gerekçelerle ceza indirimi uygularken erkeklere “öldürmeye devam edebilirsiniz”, kadınlara da “erkeğe boyun eğmesi’’ gerektiği mesajını veriyorsa…
Nevin Yıldırım davasında da, tüm kadınlara; “karşı çıkar, artık yeter dersen hayatının geri kalan kısmını hapishanede geçirirsin’’ mesajı verdi! Kadınlara ‘’erkeğe boyun eğmelisin’’ talimatını verdi! Tecavüzcüleri, kadın katillerini, kadına şiddet uygulayan erkekleri cesaretlendirdi!
Kadın örgütlerinin öfke ve isyanı erkek devletin erkek mahkemelerine, erkek egemen sistemin iki yüzlü aşağılık ahlakına, namus anlayışına yönelirken…
Toplumsal cinsiyet bölünmesiyle hastalıklı toplum ancak ve ancak kadınların yürüteceği özgürlük mücadelesiyle, onun bir biçimi olarak öz savunmasını geliştirmekle iyileştirilebilir. Örnekte gördüğümüz gibi, erkek egemen sistemin koruyucusu mahkemeler kadınların öz savunmasını mahkum etmeye devam edeceklerdir.
Her gün ortalama beş kadının erkekler tarafından katledildiği bu hastalıklı erkek egemen toplumda, kadınların öz savunmasını geliştirmek kadın özgürlük mücadelesinin başlıca görevlerinden biridir.
Toplumsal cinsiyet bölünmesinin aşıldığı toplumun gerçek mimarları kadınlar olacaktır!..