Geçtiğimiz sonbaharda 12 Eylül’ün yıldönümü vesilesiyle Ankara’da gerçekleştirilen etkinliklere katıldığımda, bu sorunun yanıtını aradım.
Ermeni devrimci Levon’un o listede adının olmamasının esaslı bir yanıtı olmalıydı! Levon’un Mamak’ta bekletildiği dönemde iyi bir tutum sergilemediği ile gerekçelendirildi bu.
Faşist diktatörlükçe idam edilen bir feda eylemcisinin, bir insanın, bir devrimcinin yok sayılması kabul edilebilir mi? Herhangi bir nedenle adının tarihten silinmesinin haklı bir nedeni olabilir mi?
Bunun özrü de olmaz, affı da!
Bir devrimcinin zulüm karşısında direnmesi istenen, beklenen bir davranıştır. Ama devrimci tarih defalarca göstermiştir ki, zulüm karşısında her devrimcinin direnme gücü de bir ve aynı değildir!
Bir insanı değerlendirirken adil olabilmek için, uğradığı zulmü de görürsünüz, sergilediği tutumu da!
Gücünü de zayıflığını da görebilirsiniz!…
Beğenin ya da beğenmeyin, Ermeni devrimciler eylemleriyle ve hayatlarını ortaya koyarak, orada kendi tarihlerini yapmışlardır.
Unutmayalım ki, tarih yazılmadan önce gerçekleşmiştir.
Hakikate saygı duymayı başarabilmek gerekir, değil mi!
Burada Mamak zindan tarihine girecek değiliz.
Fakat en azından şunu vurgulamak zorundayız:
Aylarca yalnız başına bir hücrede, her çeşit baskı ve zulme maruz bırakılan ve bir şafak vakti idam edilen bir insanın katledilmesi gerçeği ve o kişinin adı, bir kalem darbesiyle “tutsaklığında nedamet getirdi” denilerek idam edilen devrimciler listesinden silinemez!
Bunu diktatörlüğün hapishanelerde sıkça kullandığı devletce imal edilen nedamet mektubu bilgilerine dayandırırsanız çok daha büyük bir adaletsizliğe, yanlışa imza atmış olursunuz.
Ama bu yapıldı!
Hem de devrimcilik adına!
Levon Emekçiyan’ın adı listelere konmadı!
Levon Emekçiyan’a hiçbir şey sormadığımız, güvenilir her hangi bir kayda, belgeye, tanık ya da kanıta sahip olmadığımız halde bunu yapabildik!
Yazık!
Hakikaten çok yazık!
Şanlıbey Alabay’ın Ocak 2015 tarihli mektubundan (bkz. gelawej.net), idam öncesinde Levon Emekçiyan’a yapılanları okuyunca yüreğimdeki derin sızının sesine kulak verdim. “Devrimciliğimiz”in Levon Emekçiyan’a yaptığı haksızlığa isyanımı kamusallaştırmalıydım. Ancak böylece durumu değiştirme ve devrimciliğimizin saygınlığını koruma yoluna girebilirdik.
32 yıldır süren bu haksızlığa isyanımı duyurmalı, devrimciliğimizin bu zaafıyla yüzleşmeliydim!
Ermeni Soykırımının 100. yılında geçmişle yüzleşme ve hesaplaşma tartışmaları yapılırken, Türkiyeli devrimcilerin hiç değilse bu vesileyle Levon Emekçiyan’dan, Levon’un anısından, Levon’un ailesi ve yoldaşlarından, Levon’un halkından onu 12 Eylül askeri faşist diktatörlüğünün idam ettiği devrimciler listesinden sildiğimiz için özür dilemeliyiz!…
Levon Emekçiyan’ı saygıyla anarken, başta Emekçiyan olmak üzere, ailesinden, sevenlerinden, yoldaşlarından, arkadaşlarından ve elbette Ermeni halkımızdan tüm içtenliğimle özür diliyorum…
Levon Emekçiyan kimdir?
Levon Emekçiyan 7 Ağustos 1982 yılında Ankara Etimesut havaalanında 12 Eylül cuntacılarınca başbakanlığa getirilen Bülent Ulusu’ya suikast düzenlemek isteyen ASALA İntihar Komando Birimi komutan yardımcısıdır. O gün ani bir değişiklikle B.Ulusu’nun uçağının Esenboğa Havaalanına ineceği bilgisi üzerine iki militan Esenboğa’ya yönelir. Havaalanında güvenlikçilerin ellerindeki içi silah dolu çantayı kontrol etmek istemesi üzerine biri silahını çekip hayavaya ateş ederken, yolcuların bulunduğu salona doğru koşarak kalabalığa karışırlar. Bu esnada çıkan çatışmada grubun komutanı Zohrab Sarkisyan öldürülür ve Levon Emekçiyan yaralı olarak ele geçirilir.
Altı ay boyunca Mamak Askeri Hapishanesi’nde yalnız başına tutulur. Emekçiyan’la ilgili idam kararı en başından verilmiştir. Yargılama süreci kendi kurallarına göre bile işletilmez. 7 Eylül 1982’de Ankara 3 nolu Sıkıyönetim Mahkemesi’nde tek celsede Emekçiyan ölüme mahkum edilir. Emekçiyan hakkında idam kararı verilir. Ve Emekçiyan 29 Ocak 1983’de idam edilir.
Değişik kaynaklarda beşli çetenin başı Kenan Evren’in şu kötü ünlü “Asmayalım da besleyelim mi?” sözünü Ermeni militan Levon Emekçiyan’ın idamıyla ilgili söylediği belirtiliyor.
İdam edilmeden önce gazetelerde bol miktarda Emekçiyan’ın pişmanlık duyduğuna ilişkin yazılar, röportajlar yayımlanır. Ancak, bütün bu olup bitenlerden Emekçiyan’ın gerçekten bilgisi olup olmadığı, bütün bu yazılanları Emekçiyan’ın söyleyip söylemediğini kimse sorgulamaz. Ve ne yazık ki, devrimciler de, bunları sorgulamadan doğru kabul ederek bu tarihsel haksızlığa ortak olurlar…