Erdoğan ve AKP’nin HDP’yi barajın altında bırakmak ve Erdoğan’ın başkanlık rüyalarını hayata geçirmek için önümüzdeki süreçte de her çeşit hile ve kirli politika ile birlikte HDP’ye yönelik şiddetin dozunu arttıracaklar. Bugün özel olarak Kuzey Kürdistan’da DBP ve Kürt Özgürlük Hareketi’ne uyguladıkları devlet terörünü, HDP özelinde Kuzey Kürdistan’dan Türkiye kentlerine taşıyarak sandıktan galip çıkmaya çalışacaklar.
7 Haziran Genel Seçimleri öncesinde üstelik iki taraflı ateşkes koşullarında kullandıkları yöntemleri düşününce, silahların gölgesinde yapılmasını planladıkları seçimlerde neler yapacaklarını tahmin etmek hiç de zor değil.
İHD Genel Merkezi’nin geçtiğimiz Cumartesi günü açıkladığı rapora göre:
21 Temmuz-28 Ağustos tarihleri arasında yani son 37 günde devletin Kürt Özgürlük Hareketi’ne yönelik yeniden başlattığı siyasi soykırımda 2 bin 544 kişi gözaltına alınmış. 338 kişi tutuklanmıştır.
Ayrıca, özerklik ilan eden belediye eşbaşkanları tutuklanarak görevlerinden alınmıştır.
Bu süreçte yaşanan çatışmalarda 38 HPG gerillası, 92 asker ve polis yaşamını yitirmiş.
Aynı süreçte 47 sivil katledilmiştir!..
26 Temmuz ile 30 Ağustos tarihleri arasında katledilenlerin 11’i 7-17 yaş aralığındaki çocuklardır!
Binlerce hektar ormanın yakıldığı, Varto, Silvan, Lice, Yüksekova, Cizre gibi ilçelerde devlet terörü 1990’ları aratmayacak düzeye ulaşmıştır.
Katledilen gerillalara yapılan işkenceler sosyal medyada yayınlanarak, psikolojik savaş malzemesi olarak kullanılmaktadır.
Çatışmalar bahane edilerek “güvenlikli bölgeler” adı altında yasak bölgeler ilan edilmiştir.
Baskı ve zulmün her çeşidinin uygulandığı bu süreç, önümüzdeki günlerin AKP’ce nasıl planlandığının da göstergesidir.
Erdoğan ve AKP, devletin bütün imkanlarını kullanarak topyekün saldırı/savaş konseptini sonuna kadar sürdürecek. Tam bir terör estirecekler. Bu yolla Erdoğan’ın başkanlık hayallerini gerçekleştirmek, seçimlerden galip çıkmak için ellerinden geleni yapacaklar!
Burada önemli olan Biz’lerin bu saldırılar karşısında nasıl bir duruş sergileyeceği. Erdoğan ve AKP’sini bir kez daha yenilgiye uğratmanın koşullarını nasıl değerlendireceğidir. Biz’lerin seçim kampanyası boyunca, kurumsal ve bireysel sınırlarını hangi düzeyde zorlayacağıdır.
Çünkü Erdoğan ve AKP’sinin topyekün saldırısına karşı pratikte sergilenecek tutum, 1 Kasım seçim mücadelesinin sonucunu da belirleyecektir!
Geçtiğimiz Cumartesi Hollanda’nın Den Haag kentinde halkla buluşan HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş yaptığı konuşmada Hollanda’da yaşayan Biz’lere seslendi:
“Eğer bize iki bakanlık, üç bakanlık yetmez diyorsanız, biz kabinenin hepsini istiyoruz diyorsanız, o halde herkes görev başına” dedi.
Hollanda’daki ve Avrupa’daki Biz’leri 1 Kasım Genel Seçimleri için daha güçlü bir seçim mücadelesi yürütmeye çağırdı.
Yüksek Seçim Kurulu’nun yaptığı planlamaya göre, yurtdışında seçmen listelerine 3 Eylül’de itirazlar başlayacak ve 10 Eylül’de kayıt işlemleri sona erecek.
8-25 Ekim 2015 tarihleri arasında yurtdışında oy verme işlemi tamamlanacak.
Haziran seçimlerinde yaşanılan konsolosluklardaki kayıt işleminde ortaya çıkan geç kalma durumu 1 Kasım seçimleri için de söz konusu. Yani kaybedilecek tek bir dakika vakit yok!
Bu gerçeğin farkında olarak hemen işe koyulmak gerekiyor. Böylece önümüzdeki birkaç günlük zaman layıkıyla değerlendirilebilir. 1 Kasım seçimlerinde Avrupa’daki Biz’lerin desteği olabildiğince örgütlenebilir. 7 Haziran seçimlerinde Avrupa için belirlenen 400 bin oy hedefi yakalanabilir!
7 Haziran seçim kampanyasında merkezi ve ülkeler bazında kurulmuş olan HDP seçim komisyonlarını harekete geçirmek ve komisyonların çalışmalarını hemen başlatmak çok zor olmasa gerek. Varolan komisyonları büyütmek ve yaygınlaştırmak da bunun ardından pekala gelebilir.
Bunun için hala işe koyulmayan, seçim kampanyasını başlatmayanlar varsa, kendilerini geç kalmış saymalılar. Ve daha fazla vakit kaybetmeden harekete geçmeliler! Aksi taktirde, 1 Kasım gecesi oylar sayıldığında, eksikleri saymanın hiç kimseye yararı olmayacaktır!