25 Kasım 1960 yılında Dominik Cumhuriyeti’nde, Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele eden Clandestina Hareketi’nin öncülerinden olan Patria, Minerva ve Maria Mirabel kardeşlerin diktatörlük tarafından katledildiği tarihtir. O gün hapishanedeki eşlerini görmeye giden üç kız kardeş, görüş sonrasında Trujillo diktatörlüğünün askerleri tarafından araçlarından indirilirler. Askerler tarafından tecavüz edildikten sonra da katledilirler. Bir uçurumun dibinde cesetleri bulunan üç kız kardeşin bir kaza sonucu öldüğü söylenir. Oysa gerçek bam başkadır. Ve tüm kamuoyu bu gerçeği bilmektedir. Bunun içindir ki, üç kızkardeşin katledilmesinin ardından, tüm dünyada kadına yönelik şiddete karşı kampanyalar düzenlenir. Trujillo diktatörlüğünün ba vahşi katliamı lanetlenir.
1981 yılında Kolombiya’nın başkenti Bogoto’da toplanan 1. Latin Amerika ve Karayipler Kadınlar Kongresi’nde Mirabel kardeşlerin katledildiği gün olan 25 Kasım, “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü” olarak kabul edilir. 1999 yılında da, kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık yaratmak amacıyla Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararı ile 25 Kasım, “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak ilan edilir.
Kız kardeşlerden ortancanın kod adı “Kelebek”tir. Dominikli şair Padro Mir, yazdığı “Kelebeklerin Duası” adlı şiiri ile üç kız kardeşi ölümsüzleştirir. Yazar Julia Alvarez de, Mirabel kız kardeşlerin hayatını “Kalebekler Zamanı” romanıyla anlatır. Bunun içindir ki, Mirabel kız kardeşleri dünya, aynı zamanda “Kelebekler” olarak anıyor ve yaşatıyor.
Bugün tüm dünyada Mirabel kızkardeşler erkek-devlet şiddetine karşı direnen kadınların mücadelesinde ışık olmayı sürdürüyor. Türkiye, Kuzey Kürdistan ve Ortadoğu’da kadına yönelik devlet şiddeti öne çıkarken; aynı coğrafyalarda erkeğin kadın üzerindeki baskı ve şiddeti kadın katliamları olarak karşımıza çıkıyor.
Dolayısıyla savaşa, ırkçılığa, milliyetçiliğe, ataerkil toplumsal şiddete ve toplumsal cinsiyet ayrımına, aile içinde erkeğin kadına yönelik şiddetine, ayrımcılığa… Yani kadına yönelik erkek-devlet şiddetine karşı kadın dayanışmasını büyütmek, mücadeleyi örgütlemek kadın örgütlerine düşüyor. Ancak, erkek-devlet şiddetine karşı mücadele güncel politik bir görev olarak görülüp, bunun gerekleri yerine getirilmediği koşullarda, 25 Kasım’dan 25 Kasım’a kadına yönelik her çeşit şiddete karşı mücadeleye işaret etmenin bir çözüm olmadığı asla unutulmamalıdır.
Bir kez daha kadına yönelik erkek devlet şiddetine karşı mücadelede ışık olan üç kız kardeşi sevgi ve minnetle anarken, son sözümüzü Kelebekler söylesin… Onların bugün de güncelliğini koruyan saptamaları bizlere yol göstersin…
Kelebekler’den en büyüküğü Patria Mercedes: “Çocuklarımızın, bu yoz ve zalim sistemde yetişmesine izin vermeyeceğiz. Bu sisteme karşı savaşmak zorundayız. Ben kendi adıma her şeyimi vermeye hazırım; gerekirse hayatımı da!..”
Ortanca kızkardeş Minerva Argentina: “Bunca acıyla dolu ülkemiz için yapılacak her şeyi yapmak bir mutluluk kaynağı; kollarını kavuşturup oturmak ise çok üzücü.”
Küçük kızkardeş Maria Teresa: “Belki de bize en yakın şey ölüm; fakat bu beni korkutmuyor, haklı er şey için savaşmaya devam edeceğiz”.