Bu yangın büyüyecek!

Füsun Erdoğan
Artvin’in Kafkasör Yaylası Cerattepe mevkiinde mahkemenin durdurma kararına rağmen, geçen hafta Cengiz Holding’in altın madeni aramak üzere harekete geçmesi, Artvin halkını ayağa kaldırdı.

Yeşil Artvin Derneği’nin ÇED raporunun yürütmesinin durdurulması ve iptali için yaptığı başvuru üzerine Rize İdare Mahkemesi 8 ay önce bölgede bilirkişi keşfi yapılmasını kararlaştırmıştı. Ancak maden şirketi buna rağmen bölgede yeniden çalışmalara başlamak üzere iş makinelerini bölgeye göndermeye kalkınca, hem yöre halkı, hem de Yeşil Artvin Derneği harekete geçerek, bilirkişi keşfi beklenmeden ÇED raporunun yürütmesinin durdurulması talebinde bulundu.

İşin hukuki boyutu bu mecrada akarken, Artvin halkı Cengiz Holding’e ait iş makinelerinin bölgeye gitmesini engellemek için yola barikat kurdu. Devlet halkın barikatlarını kaldırmak üzere bölgeye polis ve askerini sevketti. İçişleri Bakanı Efkan Ala; “Vurun geçin” talimatı verdi. Ala’nın bu talimatını bugün Kuzey Kürdistan’da Kürt halkına yönelik yürüttükleri topyekün savaşın ihtiyaç duydukları her an, tüm Türkiye halklarına yöneleceğinin de talimatı olarak okunmalıdır.

Faşist AKP iktidarını Cengiz Holding’in çıkarları için bu kadar saldırgan yapan şeyin elbette çıkar ilişkileri olduğunu söylemek için müneccim olmak gerekmiyor. Efkan Ala’nın “Vurun geçin” talimatıyla iktidar tarafından koruma altına alınan Cengiz Holding’in Erdoğan’ın hemşerisi olmasından, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından başlayarak hızla yükselmesine, devletten çok büyük ihaleler almasından, Sabah ve atv’nin satın alınmasında havuzu oluşturan iki işadamından birinin Mehmet Cengiz olmasına ve hükümetle çok sıkı çıkar ilişkilerinin olduğuna dair somut bilgiler, başlı başına bu korumanın gerekçesini de açığa çıkarıyor… 

Burada önemli olan, iktidarın Artvin’in o muhteşem doğasını bitirme konusundaki saldırganlığının halkın öfkesine çarpmasıdır. Artvinlilerin faşist AKP diktatörlüğünün polisine ve askerine rağmen, günlere yayılan bir direniş göstermesidir. Devletin gazlı ve joplu saldırıları karşısında geri adım atmamasıdır. Doğasına, yaşam alanına sahip çıkmasıdır. Yine Türkiye’nin değişik kentlerinden Artvin’e giderek direnişe destek verenlerin yanı sıra, değişik illerde Artvin halkının mücadelesini destekleyen kitlesel gösteriler yapılmasıdır. Başta Artvin halkının direnişi gelmek üzere, Türkiye’nin birçok kentinde gerçekleşen irili-ufaklı dayanışma eylemleri, AKP iktidarına karşı halklarımızın içten içe biriktirdiği öfkenin dışa vurumu olarak görülmelidir.

Bu öfkeyi devletin bir saman alevine dönüştürmesine izin vermemek, hem çevre ve yöre derneklerinin, hem de ilerici, devrimci siyasi parti ve örgütlerin dikkatlerinin odağında tutulmak zorundadır. Bunun için, devletin Artvin’in doğasını katletme kararlılığı karşısında, daha büyük bir kararlılığı örgütlemek gerekiyor

Dün 16 Ağustos’ta Varto’da başlayan ve hızla yayılan sokağa çıkma yasaklarıyla gelen devlet katliamlarını, Kuzey Kürdistan’ı bir yangın yerine çeviren kirli savaşı seyreden Karadenizliler… Bugün yaşam alanlarını korumak için Cengiz Holdin’in karşısına dikildiklerinde, Kürt halkına karşı topyekün savaş yürüten devleti kendi karşılarında buldular. Bu durum karşısında yaşadıkları şok onlara “Biz PKK’lımıyız” dedirtti. Onlar devletin saldırıları karşısında kendilerini bugün bu şekilde savunsalar da… Eninde sonunda Artvin halkı da, Karadenizliler de, onları izleyen Türkiye halkları da kendilerine o kilit soruyu yöneltmek zorunda kalacaklardır. Faşist devletin gerçek yüzünü göreceklerdir. Tıpkı Gezi’de Türklerin kendilerine “Bize İstanbul’un göbeğinde bunu yapan polis, Kürtlere kim bilir neler yapıyordur?” sorusunu sormak zorunda kaldıkları gibi…

İşte o zaman Artvin halkı da, devletin saldırılarıyla karşı karşıya gelen tüm kesimler de; “biz PKK’limiyiz” demekten vazgeçecektir. Kürt halkına reva gördükleri, seyrederek, susarak, bazen fiilen destekledikleri devlet terörünü, sömürgeci faşist AKP diktatörlüğünün gerçek yüzünü göreceklerdir. 

İşte o zaman halklarımızın sömürgeci faşist diktatörlüğe karşı mücadelesinin ortaklığı sağlanacaktır…

İşte o zaman Cizre’de, Sur’da, Nusaybin’de ve diğer Kürt kasabalarında bombalar patlarken, insanlar bodrum katlarında diri diri gömülürken ve yakılırken, Kürt halkı zorla topraklarından göçettirilirken tanık oldukları bu vahşeti seyretmeyip, Kürt halkının yanında olacaklardır!

Bu yangını büyüttüğümüz oranda, mücadeleyi her alana yayma görevi layıkıyla yerine getirilmiş olacaktır!…

Leave a Comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir