Türkiyeli ve Kuzey Kürdistanlı devrimciler olarak Che’nin ‘’Gerçekçi ol, imkansızı iste“ sözünü hem çok severiz, hem de umutsuzluğa kapıldığımız her zaman sırtımızı insanda direniş ve umudu büyüten bu fikre yaslarız. Şimdi tam da Che’nin bu sözünü hatırlama ve rehber edinme zamanındayız!..
Referandumda ‘’Hayır“ın zaferi için, politik islamcı faşist diktatör Erdoğan’ı bir kez daha sandıkta yenilgiye uğratmak için, durup dinlenmeden çalışmak zorundayız. Sözün de yetkinin de diktatöre verilmesini isteyen AKP basını, AKP-MHP ittifakıyla 339 oyla meclisten geçirilen Erdoğan diktatörlüğüne diktikleri yasal kılıfı sürmanşet ve manşetten; ‘’Söz Millette“ yalanıyla verdi.
Aynı gün Erdoğan aylardır çalışan Yakacık-Pendik-Tavşantepe metro hattını yeniden açtı!… Bravo! Tencere kapak diyalektiği bu olsa gerek!.. Tören konuşmasında diktatör; ‘’gecemizi gündüzümüze katıp, evet için çalışacağız“ dedi, evet kampanyasının startını verdi.
Erdoğan’ın Afrika gezisi öncesinde yaptığı açıklamada geçen; ‘’Anketler var, biraz hazırlanalım paylaşırız. Milletimiz referandum ile özellikle partili cumhurbaşkanlığına sıcak bakıyor“ sözleri ise, dikkatlerden kaçmadı.
Bugüne kadar anketlerin bütün iktidarlarca, Erdoğan-AKP diktatörlüğü tarafından da gerçekleri çarpıtmak ve algı yönetiminde kullanılmak üzere, yandaş şirketlere yaptırdıkları, AKP medyasında yayınlatarak kullandıkları biliniyor. Dolayısıyla ellerinde Erdoğan’ın tek adam diktatörlüğünü destekleyen, Erdoğan’ın dediği gibi milletin referanduma sıcak baktığına dair bir sonuç olsaydı, o anketler çoktan AKP medyasının manşetlerindeki yerini almış olurdu.
Geçerken ‘’Söz millette“ manşet başlıklarını atan iktidar kalemşorlarına, gazeteci bozuntularına da bir diyeceğim olacak; şayet attıkları manşetlerin arkasında iseler, milletin söyleyeceği söze birazcık saygıları var ise Erdoğan’dan, sandıktan ‘’Hayır“ çıkarsa, Erdoğan’ın gereğini yapacağı sözünü alsınlar!
Önümüzdeki iki ay boyunca Erdoğan tüm gücüyle diktatörlüğünü yasal zırha kavuşturmak için çalışacak. Bunun için gözünü budaktan sakınmayacak, devletin bütün olanaklarını kullanarak gecesini gündüzüne katacak, sandıktan ‘’evet“ çıkması için uğraşacak.
Evet başarmak için her türlü, kirli, kanlı yolu kullanacak… Askerini, polisini, özel timini, MİT’ini, Esedullah timlerini, Osmanlı Ocakları’nı, Sadat çetesini alabildiğine sahaya sürecek, Suriye savaşıyla yetinmeyip, Türkiye’yi yeni savaş maceralarına sürükleyecek. Savaş ortamında referandum sandığını halklarımızın önüne koymak için çalışacak.
Erdoğan’ın 7 Haziran 2015 seçimlerinde aldığı yenilgiden sonra yaptırdığı katliamlar biliniyor. Yani bunları bir bir sıralamamız gerekmiyor.
Ancak sürecin sadece faşist Erdoğan-AKP diktatörlüğünün baskı ve zulmünden ibaret olmadığı, bugün Erdoğan’ı durdurmaya yetmiyor olsa da, bir direniş ve mücadelenin kesintisiz şekilde sürdüğü gerçeğinin üzerinden atlanamaz.
Ayrıca Erdoğan her höykürdüğünde, her saldırganlaştığında, kimse onun yaratmak istediği atmosfere girmek zorunda değil. Aksine, bunca baskı ve zulme karşı direnen ilerici, devrimci kuvvetler olarak; emek verdiğimizde, çalıştığımızda kazandığımız mücadeleler, başarı ve zaferler aklımıza gelmeli…
Başarılarımız bize güç vermeli, aynı inanç ve inatla çalıştığımızda kazanacağımızı unutmamalıyız. Umutsuzluğa düştüğümüz zamanlarda, Kobanê sürecinde Erdoğan’ın; ‘’Kobani ha düştü, ha düşecek! Bir kaç güne düşer!“ sözleri ve DAİŞ’in elindeki son teknoloji ürünü silahlara rağmen Kobanê zaferi aklımıza gelmeli… Erdoğan’ın tarihteki muadilleri, devrik diktatörleri hatırlamalıyız!…
Tarihteki bütün mücadele deneyimleri, bir işe koyulurken inanmak ve işin gereğini yerine getirmekle başarının elde edileceğini söylüyor. Bazen inanmak ve işin gereklerini yerine getirmek zaferi elde etmek için yetmeyebilir. Ancak böyle zamanlarda bile, yeniden kalkıp yürüyebilmek için inanç, mücadele azmi ve direncin şart olduğunu kim yadsıyabilir ki?! Dolayısıyla bugün ezilenler cephesinden başlamış olan ‘’Hayır“ kampanyasını tek bir cephede örgütleyememiş olmamız o kadar da önemli değil. Nasıl olsa ‘’Hayır“lar sandıkta birleşecek. Ve sandıkta birleşik bir ‘’Hayır“ cephesi oluşacak.
Faşist Saray Cuntası’nın 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra devreye koyduğu savaş konsepti, kitlelerde gelişen çekingenlik, korku, yorulma hali kesinlikle hiç kimseyi umutsuzluğa sürüklememeli. Katile katil diyerek geri adım atmayan aydınlarımızın tutumu, kadınların tecavüz yasasını geri çektirmeleri aynı süreçte yaşandı. HDP Eşbaşkanlarının gözaltına alınırken söyledikleri ‘’direne direne kazanacağız“ şiarıyla, yürünmesi gereken yolu gösterdiler.
Kazanacağımıza inanırsak ve ‘’Hayır“ kampanyasını bu inançla örgütlersek… Bıkmadan, yılmadan kapı kapı dolaşarak halklarımıza Erdoğan’ın diktatörlük anayasasının içeriğini anlatarak sandıkta ‘’Hayır“ demelerini sağlayabiliriz.
Pekala ‘’Hayır“ kazanabilir!
Pekala kazanabiliriz!
Başarabiliriz!