Pandemide kadın emeği sömürüsü ve iş yükü arttı

Füsun Erdoğan

Son günlerde dünyanın karşı karşıya kaldığı COVID-19 Pandemisi, bir olağandışı durumdur ve tarihsel olarak yüzyılda bir görülen, büyük yıkıma yol açan pandemilerden biri olarak gündemdeki yerini korumaktadır. Karantina günleri, olağan dönemlerde de varlığını sürdüren toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı sorunları katmerleştirmekte; başta kadına yönelik şiddet olmak üzere kadın bedeni, emeği ve sağlığı üzerindeki bir dizi baskı ve sömürü politikasını yeniden üreten bir etken olarak gündeme gelmektedir.
Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızla yayılan koronavirüs-Covid-19 salgını nedeniyle ekonomik açıdan pek çok yurttaş zor durumda. Bu durum ise koronavirüsü ileri sürerek, işvereni önceleyen ve işçiyi öteleyen durumu kitleler nezdinde daha bir görünür kıldı.
Geçtiğimiz günlerde Meclis Genel Kurulu’nda görüşülerek kabul edilen 62 maddelik torba yasasda aslında ‘Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Kanunu’ ile binlerce işçinin işine son verilmesinin yolu döşenmiş oldu.
İşverenlerin üç aylığına işçileri işten çıkarması yasaklanırken, diğer yandan işçilerin üç ay boyunca ücretsiz izne çıkarılmasına da olanak tanındı. Torba yasasındaki kimi maddelerin iş kanunu ve ilgili bazı kanunların kapsamına dahil edildi. Dahil edilen bu maddeler ile işverenin lehine bir hamle oldu.
İşveren isteğine bağlı olarak işçiyi ücretsiz izne çıkarma yoluna gidebilecek. Asgari ücretin açlık sınırında olduğu dikkate alınacak olursa, belirlenmiş olan bu nakdi ücret desteğinin yeterli olmayacağı da çok açık. Maddenin yürürlüğe girdiği andan itibaren 3 ay süreyle bu ‘işten çıkarma yasağı uygulanacak.’ Dolayısıyla şu anda işten çıkarmaları engelleyecek bir mekanizma işlemiyor.
Yasa teklifi yürürlüğe girene kadar ya da yürürlüğe girdikten 3 ay sonra işten çıkarmalar serbest bırakıldı. İşten çıkarmalar ile ilgili net veriler olmadığı için cinsiyet dağılımı hakında da bir şey söylemek mümkün olmasa da… Toplumsal cinsiyetin kadınlara biçtiği rolleri gereği evde çocuk ve yaşlı bakımının dayatıldığı bir gerçeklik.
Kadınlar evin geçimini bire bir sağlamadıkları gerekçesiyle güvencesiz çalışma koşullarına sahipler ve işverenlerce ucuz emek gücü olarak görülüyorlar. Bu durum iş yerlerinde işten çıkarmalarda ilk vazgeçilen çalışanların kadınlar olacağını göstermektedir. Zaten normal çalışma yaşamında kadın çalışanlar ile aynı işi yaptıkları erkek çalışanlar arasında hem çalışma koşulları hem de ücret anlamında bir eşitsizlik mevcut. Yine yönetim kademelerinde, işe alımlarda da öncelik erkeklere veriliyor. Dolayısıyla, bu süreçte işini kaybetme riski yaşayan kadınlar hem çok daha kötü koşullarda, esnek saatlerde çalışmak hem de evindeki bakım ihtiyaçlarını gidermek durumunda kalıyor.
Tam izolasyonun sağlanması gereken pandemi sürecinde çalışan kadınların iş yükü daha fazla artmış durumda. Bazı şirketlerin evden çalışma düzenine geçtiği bu dönemde de kadının ev içi emek sorunu derinleşti. Kadın bu dönemde; bilgisayar üzerinden işlerini yürütmek, görüşmelerini sağlamak, hem de evdekilerin bakımını gerçekleştirmek durumunda. Okulu kapalı olan çocuklara, bakıma muhtaç yaşlı bireylere ya da izne ayrılmış eşe hizmet etmek kadına daha anne karnındayken ihale edilmiş işler, roller…
Uzaktan/evden çalışmanın yeni bir dünya düzeni inşasına tekabül edebileceği söylenebilir, işçiler için bu yeni düzende önemli olan bu çalışma modelinin uzun zamandır uluslararası sermaye ve sermaye örgütlerince desteklendiği bir esnek çalışma modeli olduğu bilincidir. Bazı araştırmaların pandemi günlerinde ev içi şiddetin arttığını da ortaya kondu. Evden çalışma modelinin kadınlar için daha güvencesiz ve ev içi şiddetle daha çok yüz yüze geleceği bir çalışma ortamına dönüşüyor.

Leave a Comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir