Latin Amerika’dan Türkiye’ye Gözaltında Kayıplar-14

Füsun Erdoğan

DOSYA 14

Cumartesi Meydanı’nda Büyüyen Çocuklar
Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da devletin 1990’lı yıllar boyunca uyguladığı gözaltında kaybetme politikası, Türkiye’yi sadece evlatlarını, eşlerini, yakınlarını arayanlar ülkesi haline getirmedi.
Faşist diktatörlüğün kaybetme politikası aynı zamanda Türkiye’yi babalarını arayan çocuklar ülkesi haline getirdi.
Her Cumartesi annelerinin elinden tutarak Cumartesi Meydanı’na taşıdığı çocuklar, faşist diktatörlük tarafından yaşamları boyunca unutamayacakları travmalara maruz bırakıldı.
Daha kaçırılmanın, gözaltında kaybedilmenin ne demek olduğunu bilmeden, babasız bırakıldı çocuklar…
Solmaz, babası Maksut Tepeli’yi fotoğraflarından tanıdı…5.5 yaşına kadar “babam ne zaman gelecek” sorusuna annesinin verdiği “Arabistan’da çalışıyor, gelince sana oyuncak bebek getirecek” yanıtıyla avundu.

Birgün babasının dönmeyeceğini öğrendiğinde çocuk yaşta dudaklarından dökülen “keşke babamın yerine ben ölseydim” cümlesi faşist diktatörlüğün çocuklara olan büyük borcun özeti oldu.
Babaları kaçırılarak kaybedildiğinde 9 yaşındaki Özgür, 7 yaşındaki Deniz, 6 yaşındaki Demet ve 1 yaşındaki Cihan annelerinin elinden tutarak babalarını aramış, daha o yaşlarda devleti, polisi tanımışlardı.
Gülbahar hala kokusunu özlediği babası kaybedildiğinde ilkokuldaydı ve her Cumartesi gerçekleşen oturma eylemlerinde büyümüş, 18’inde yüzünü dağlara dönmüştü.
Fehmi Tosun kaybedildiğinde ardında bıraktığı en küçüğü üç buçuk en büyüğü 14 yaşındaki iki kız, üç oğlan çocuğu Galatasaray Meydanı’nda büyümüştü.
1994 yılında Mardin’in Midyat ilçesine bağlı Doğançay köyünde gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Nihat Aydoğan’ın kızları Leyla ve Nejbir’de çocuk yaşta Galatasaray Meydanı’yla tanışan çocuklardındı.
6 Aralık 1993’te Urfa’nın Siverek ilçesinde gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın kızı Serpil, Galatasaray Meydanı’yla tanıştığında 9 yaşındadır.
Serpil Cumartesi eyleminde babasının fotoğrafını tuttuğunda babasının bir gün bir yerlerden çıkıp geleceğini düşünmüş hep…
Küçük Gülbahar, halası Gülbahar yüzünü dağlara döndükten sonra, onun bıraktığı yerden dedesini aramaya başlamıştı…
Adları Solmaz, Gülbahar, Deniz, Besna, Leyla, Nejbir, Serpil ve adını sayamadığımız onlarca, hatta yüzlerce çocuk faşist diktatörlük babalarını katlettiği için çocuk yaşta, ölümü, devleti, polisi, işkenceyi öğrenmiş…
Küçük yaşta beyaz ölümlerde kaybedilen babalarını arama mücadelesine katılmışlar, o mücadelenin sembolü olan Galatasaray Meydanı’nda büyümüşler…

Deniz Gülünay İlk Gözaltına Alındığında 12 Yaşındaydı
20 Temmuz 1992’de Tarabya’daki evlerinden işe gitmek için çıkan babası Hasan Gülünay, İstanbul polisi tarafından kaçırılarak kaybedildiğinde 7 yaşındaydı. Annesi ve kardeşleriyle birlikte babasını arama mücadelesinde ilk gözaltını yaşadığında Deniz 12 yaşındaydı.

Yıllar sonra Deniz büyüyüp bir genç kadın olduğunda annesiyle ve diğer kayıp yakınlarıyla omuz omuza verip, gözaltında kaybedilenlerin hesabını sormak için her Cumartesi gerçekleşen oturma eylemine katıldı.
Babası Hasan Gülünay’ın dosyasının zaman aşımına uğratılmasına isyan eden Deniz, annesiyle birlikte Galatasaray Meydanı’nın karşısındaki binaya astığı pankartla adaletsizliği protesto etti…

Gülbahar Alpsoy Yıllar Sonra Yeniden Cumartesi Meydanı’nda
18 Mayıs 1994 günü sabaha karşı Adana’da evlerine yapılan baskında Kasım Alpsoy gözaltına alınarak Adana İstihbarat Dairesi’ne götürülür.
Gözaltına alındığı günün akşamı Kasım Alpsoy’u serbest bırakıp kimliğini alıkoyarlar, ‘Yarın gel, kimliğini al’ derler.
Kasım eve gittiğinde perişan haldedir. Ertesi gün kimliğini almak üzere bir akrabasıyla MİT binasına gider.
Akrabası bütün gün kapıda Kasım Alpsoy’un çıkmasını bekler. Ancak Kasım Alpsoy o binadan bir daha çıkmaz…
Gülbahar babası kaybedildiğinde 11 yaşındadır ve o günü bir daha hiç unutmaz…
Baskılar nedeniyle aile İstanbul’a taşınır…Annesiyle birlikte her Cumartesi babasını aramak için Galatasaray Meydanı’na gider Gülbahar.
O meydanda büyür, o meydanda birgün babasını ellerinden çekip alanlardan hesap soracağı günün hayallerini kurar.
Zamanının geldiğine karar verdiği birgün yüzünü özgür dağlara döner…
Giderken sevgisine, sıcaklığına doyamadığı babasını da yanında götürür Gülbahar.
Yalnız kaldığı zamanlarda karnesini gösteremediği babasını, babası çalışırken onun etrafında nasıl pervane gibi dönüp durduğu çocukluk günlerini düşünür.
Mücadelesinin bir yarısını hep babası ve kayıplara adar…
İstanbul’a döndükten kısa bir süre sonra gözaltına alınırak tutuklanır…
Mapusluk günleri biter bitmez, yüzünü dağlara döndüğü süreçte yerini dolduran yeğeni küçük Gülbahar ve annesiyle birlikte soluğu yeniden Galatasaray Meydanı’nda alır…

Serpil Taşkaya 9 Yaşında Galatasaray Meydanı’yla Tanışmış
6 Aralık 1993’te Urfa’nın Siverek’de gözaltında kaybedilen babası Hüseyin Taşkaya’yı Galatasaray Meydanı’nda aramak için gittiğinde Serpil 9 yaşındaymış. O gün oturma eyleminde babasının fotoğrafını tuttuğunda, babasının biraz sonra bir yerlerden çıkıp geleceğini düşünmüş Serpil…
Ne o gün ne de başka günlerde babası gelmemiş…
Ama Serpil adalet talebinden de, başka çocuklarla, annelerle, insan hakları savunucularıyla birlikte gözaltında kaybedilenler için oturmaktan da vazgeçmemiş…

Leyla ve Nejbir Aydoğan İki Kardeş Cumartesi Meydanı’nda Büyümüş
Nihat Aydoğan 1994 yılında Mardin’in Midyat ilçesine bağlı Doğançay köyünde gözaltına alındığında Nejbir bebek, Leyla ise çocukmuş.
Babaları kaybedildikten sonra baskılar devam edince İstanbul’a göçetmek zorunda kalır aile.
İstanbul’a geldikten sonra da tıpkı kendileri gibi aynı acıyı yaşayan insanlar olduğunu, her Cumartesi günü Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemi yaptıklarını duymuşlar.
Nejbir, hiç göremediği babasını bulabilmek için, Leyla ise hesap sormak için gitmiş Cumartesi Meydanı’na…Babasının nerede olduğunu sorduğunda Nejbir, bir süre üzülmesin diye Almanya’da olduğunu söylemişler.
O da ilk zamanlar babasının fotoğrafını o meydanda taşırsa, Almanya’daki babasının televizyonda onu görüp, geleceğini düşünmüş hep.
Aradan geçen yıllarda Nejbir de babasının bir daha geri dönmeyeceğini o meydanda öğrenmiş ve başka çocuklar kendisi gibi acı çekmesin diye Cumartesi Meydanı’nı terketmemiş…
Leyla da küçük yaşta Cumartesi Meydanı’yla tanışan çocuklardan…
Şimdi kızıyla birlikte Leyla babasını, kızı dedesini arıyor…
İkisi de Nihat Aydoğan’ın geri dönmeyeceğini biliyor, “artık bu meydanda hesap sormak için oturuyoruz” diyorlar…

Babası Besna Tosun’un Gözleri Önünde Kaçırıldı
Babası Fehmi Tosun 1995 yılında 12 yaşındaki Besna’nın gözleri önünde kaçırılır…Besna babasının kaçırılmasından sonra annesi ve kardeşleriyle birlikte Galatasaray Meydanı’nın yolunu tutar.
Ve her Cumartesi annesi ve kardeşleriyle birlikte o meydanda babasının fotoğrafını taşır…
Kardeşleriyle birlikte o meydanda büyüyen Besna, baskılar nedeniyle oturma eylemine verilen aradan sonra 2009 yılında yeniden Galatasaray Meydanı’nda oturmaya başladığında bir annedir artık…
İnsanın bir sevdiğini kaybetmenin nasıl bir acı olduğunu şöyle tarif ediyor Besna:

Mazlum Tekdağ 1 Ekim 2019’da Şehit Düştü
Yolu ister Cumartesi Meydanı’na düşsün, isterse Türkiye ya da Kürdistan’ın her hangi bir kentinde olsun, Türk Devleti tarafından çocuk gülüşleri soldurulan çocuklardan biri de, 1 Ekim 2019 tarihinde Medya Savunma Alanları’nda faşist Türk ordusunun bombardımanında hayatını kaybeden Mazlum Tekdağ’dı…
1994 yılında babası Mehmet Tekdağ faili devlet katliamında, amcası Ali gözaltında kaybedildiğinde Mazlum 10 yaşındadır.
Sömürgeci Türk Devleti’nin baskı ve zulmüyle çabuk büyüyen çocuklardandır Mazlum.
10 yaşında faşist diktatörlüğünün Özgür Gündem gazetesinin Kürdistan’da dağıtımının engellenmesine karşı gazeteyi elden dağıtan çocuklardan biridir Mazlum.
Babasının, amcasının ve tüm aileye yaşatılan baskı ve zulmün nereden ve niçin geldiğinin çocuk yaşlarda farkına varan Mazlum örgütlü mücdeleyle de çocuk yaşta tanışır.
Faili devlet katliamlarının ve gözaltında kayıpların hesabının sorulması için örgütlü mücadeleyi seçer.
İşkence ve tutsaklıkla ilk tanıştığında 13-14 yaşındadır…
Gençlik çalışmalarında yer alan Mazlum, Barış ve Demokrasi Partisi’nin en genç Parti Meclisi üyesi ve genel başkan yardımcısı olarak BDP’ye yönelik saldırılarda gözaltına alınır ve tutuklanır.
5 yıllık tutsaklığın ardından tahliye edilse de, o dosyadan faşist şef Erdoğan’ın mahkemeleri Mazlum’u 18 yıl hapis cezasına çarptırırlar.
2012 yılında PKK ve PAJK’lı tutsakların Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecrite karşı gerçekleştirdikleri 69 günlük açlık grevine katılır…
Tahliye olduktan bir süre sonra 2016 yılında yüzünü dağlara dönen Mazlum, babasına, ailesine, halkına yaşatılan baskı ve zulme karşı mücadeleyi gerilla olarak sürdürme kararı alır.
1 Ekim 2019 tarihinde işgalci faşist Türk Devleti’nin Medya Savunma Alanları’na yönelik hava saldırısında 25 yaşında yıldızlaşır…

Leave a Comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir