Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlık hayallerini gerçekleştirmek, tek adam diktatörlüğünü kurmak için, ihtiyacı olan 400 milletvekilini kazanamayınca, düğmeye bastı. Ve 30 Ekim 2014’de gerçekleştirdikleri MGK’da aldıkları savaş kararını devreye soktu. Suruç Katliamı’nı tezgahladılar ve savaşa HDP’ye en fazla oy çıkan yerlerden başladılar. Kuzey Kürdistan’ın değişik il ve ilçelerinde akşam saatlerinde ilan ettikleri sokağa çıkma yasağını gece boyunca halka saldırılarla sürdürdüler, sürdürüyorlar.
Baktılar saldırıları Kürt halkının mücadele kararlılığını, direnişini kırmaya yetmiyor… Baskı ve zulümde hiçbir sınır tanımadan savaşı yoğunlaştırdılar. Ve ilk uygulama alanı olarak da Cizre’yi seçtiler. Öyle ki, Cizre’ye bir Felluce, bir Gazze muamelesi yaptılar!
ABD ordularının Irak işgali sırasında Felluce’de uyguladıkları katliamı hatırlarsınız! Emperyalist ordular, Felluce direnişini kırmak için günlerce abluka altına aldıkları kente giriş çıkışları yasaklayarak korkunç bir katliam yapmışlardı! O günlerde Irak’ın başka kentlerinden yürüyerek yola çıkan halk, açlık ve katliamla yüz yüze bırakılan Felluce’nin yardımına koşmuştu!.. Ablukdan günler sonra basın ve Felluce’nin yardımına koşanlar Felluce’ye girdiklerinde korkunç bir katliam tablosuyla karşılaşmışlardı.
Siyonist İsrail’in Gazze saldırılarını unutmak mümkün değil. İsrail’in abluka altına aldığı Gazze halkını bombaların gücünün yetmediği yerde; açlıkla, susuzlukla ve ilaç ambargosuyla dize getirmeye çalıştığını biliyoruz.
O günlerde kaygıyla izlediğimiz ABD’nin Irak işgali ve saldırısının, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının benzerleri şimdi yanıbaşımızda Kuzey Kürdistan’da yaşanıyor. Cizre’de, diğer Kürt il ve ilçelerinde uygulamaya konuldu. Faşist diktatörlüğün havuz ve yandaş medyasının sansürünü aşarak kamuoyuna ulaşan görüntüler, duyarlı olan herkese sözün hükmünü yitirdiğini söyledi…
Devletin zulmüne karşı direnen Cizre’nin kapıları dokuzuncu gününde sokağa çıkma yasağı kaldırılarak açıldığında, kameralara yansıyan iki şey oldu. Cizre’de silahsız halka karşı tam bir savaş yürütülmüş. Yakılıp-yıkılan, bombalanıp kurşunlanan binalarıyla, kent adeta bir harabeye çevrilmiş! Faşist diktatörlüğün gerçekleştirdiği bu gözü dönmüş saldırısıyla harabeye çevrilmiş ilçenin görüntüleri Cizre halkında ve yüreği Cizre’de atan insanlarda büyük bir öfke yarattı elbette. Ancak Cizre halkının dimdik ayakta olması, Kürt halkının mücadele ve direnişinden yana olan herkeste çok büyük bir moral oldu! HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve beraberindeki heyeti, diğer il ve ilçelerden Cizre halkıyla dayanışmak için gelen ve günlerdir Cizre girişinde bekletilen halkı karşılarken, Cizrelilerin hep bir ağızdan “PKK halktır, halk burada!” şiarıyla devlete başkaldırmaya devam etmesi!.. Anlayan herkese, dosta da, düşmana da “işte bu” dedirtti!
Devletin askeri, polisi, özel timi, Kaçaksaray’a bağlı olduğu söylenen katil sürüsü Boran timi, MİT’iyle Cizre’de gerçekleştirdiği katliama Cizre halkının verdiği bu yanıt, hiç kuşkusuz sadece Kürt halkına değil, kuşatmaya tanık olan tüm halklara umut oldu!.. Cizre Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kökünü kazıyacağız” diye attığı nutukların, savurduğu tehditlerin hayatta bir karşılığının olmadığını gösterdi!.. Direnen bir halkın, halkıyla bütünleşmiş bir özgürlük hareketinin, topla-tüfekle yenilemeyeceğini bir kez daha kanıtladı!..
Cizre halkı, kokmaması için günlerce evlerindeki buz dolaplarında sakladıkları cenazelerini Cumartesi günü sonsuzluğa uğurladı. Yaralarını hızla saran Kürt halkı, bütün bu süreçteki duruşuyla, başta Türkiye halkları olmak üzere tüm dünyaya; “direnişe devam” mesajı verdi.
Cizre, Sur, diğer il ve ilçelerde, köylerde Kürt halkı faşist diktatörlüğün, Erdoğan ve AKP’sinin savaşına karşı “dimdik ayaktayız, direniyoruz, direneceğiz” mesajı gönderiyor. Kürt gençleri davul-zurna eşliğinde çoktan dağ yollarına düştü. Kürt halkının gönderdiği bu mesajı doğru okumak ve onlarla birlikte olmak, hiç kuşkusuz “Seninleyiz Cizre”, “Diren Cizre” diyenlere önemli görev ve sorumluluk yüklüyor.
Söz hükmünü yitirdi!
Eylemli dayanışmanın dilinden konuşmak Cizre’yi İstanbul’a, Ankara’ya, İzmir’e Karadeniz ve her yere taşıma zamanı! Özgürlük diyen, eşitlik ve demokrasi diyen devrimciyim, sosyalistim diyen herkes Cizre’ler için bedel ödeyebilmeli.
Direnen Kürt halkının yanında olmanın anlam ve içeriği değişti. Süreç Erdoğan ve AKP’sini başlattıkları bu savaşta yenilgiye uğratmak için… Coğrafyada barış ve demokrasinin, özgürlüklerin galip gelmesi için, “Bu mücadelede biz de varız” demekten başka yol yoktur!