“O, ne önde/ne arkada/sırada/sıramızdaydı…/Ve yanındakinin kanlı başı onun omzuna eğilince/ona sıra gelince/sayısını saydı…/Söz istemez./Yaşlı göz istemez./Çelenek melenk lazım değil…/Susun./Sıra neferi uyusun…” (Nazım Hikmet)
11 Mart 2015 günü DAİŞ çetelerine karşı savaşırken 15 Ekim’de yıldızlaşan Erkan Altun’un bedenine ulaşıldığı bilgisi haber merkezlerine düştü.
O, 2001 yılında İstanbul’da tutsak düşer. On yıl Tekirdağ F Tipi Hapishanesi’nde kalır. Erkan Altun TİKB geleneğinden bir devrimcidir.
Tahliye olduğunda geleceğine dair bir karar verir. Her tahliye olan devrimci tutsak gibi Erkan’ın da önünde iki yol vardır. Bu yollardan biri mücadeleye, diğeri de düzene çıkar. Erkan birinci yolu seçer.
O, 2013 yılında Gebze’de metal işçilerinin, Maltepe Hastanesi’nde taşeron işçilerin mücadelesinin yanındadır. Ancak Erkan bir süre sonra kendini yeni bir eşikte bulur. Bir yol ayrımındadır. Geleceğe dair kararıyla örgütünden kopar. Sıradanlaşmayı, sıradan yaşamayı tercih etmeyerek devrimci kalmakta ısrar eder. Aklı ve yüreği Rojava devrimindedir. YPG ve YPJ’nin önderliğinde Kobanê halkının IŞİD çetelerine karşı yürüttüğü direnişte yer almak üzere Kobanê’ye gider.
MLKP Rojava’nın açıklamasına göre Altun “hızla askeri eğitimini tamamlayıp, mevzilere koşan bir gönüllü”dür. Tarihe adını “Komünist Nefer” olarak yazdırır. Mevzilerde savaşa katılırken, aynı zamanda Kobanê’de bulunan MLKP’lilere ulaşmaya çalışır. Ancak 15 Ekim’deki şiddetli çatışmalarda yaşamını yitirir…
Çatışmaların yoğunluğundan dolayı aylarca sonra Komünist Nefer’in bedenine ulaşılabildi. Ve 13 Mart’ta İstanbul’da sonsuzluğa uğurlandı…
Kısa ama etkileyici bir öykü onunki…Hiçbir beklentiye girmeden, hiçbir bireysel hesap/plan yapmadan, tereddüt etmeden kendini feda edebilmenin eşsiz değeri söz götürmez. Görkemli devrimci eylemiyle bizlere önemli bir mesaj bırakır Komünist Nefer. Tıpkı Nazım ustanın dizelerindeki gibi… Sıradan, mütevazi, vakur!..
Erkan Altun’un tereddütsüzce Kobanê direnişine koşmasında ve adını Komünist Nefer olarak yazdırmasında iki mesaj var. İlki herhangi bir örgütle ilişkisi olmaması, Kobanê’ye gitmeden bir süre önce örgütüyle ilişkisini kesmesi… İkincisi ve daha önemlisi de Türkiye Devrimci Hareketi’nde var olan o burnu büyük, kibirli, bürokrat, her şeyi kendinden menkul bilen, apolet düşkünü kadro tipine karşı bir protesto!…
Komünist Nefer’in bu protestosunda, anlamak isteyen her yaştan ve kuşaktan devrimciler için değerli bir mesaj var.
Komünist Nefer’i burada bir kez daha saygıyla anarken, sözü seçimlere getirmeme kimsenin itirazı olmaz her halde… 7 Nisan’da milletvekili adayları netleşmiş olacak. Açıklandığı kadarıyla, HDP’ye milletvekili aday adayı olarak 1400 arkadaşımız başvurmuş. Deneyimlerden biliyoruz ki… Her seçim döneminde adayların belirlenmesinde büyük sancılar yaşanıyor. İlla ki birileri kendilerini seçim komisyonuna dayatarak, ne kadar vazgeçilmez olduklarını, aslında onlardan başkalarının parlamentoda halklarımızı temsil etmeye pek ehliyetleri olmadığı mesajını değişik yollardan veriyorlar. Ve her aday belirleme sürecinden sonra birilerinin küstüğüne de az tanık olmadık.
Benzer bir durum bu seçimlerde de yaşanıyor. Yukarıda Komünist Nefer’in bize bıraktığı mesajdan her bir devrimcinin kendine dair bir ders/sonuç çıkarmasını önermiştim. Şimdi çok somut olarak 7 Nisan seçimlerinde aday adayı olan 1400 arkadaşımızın kendisine şu soruyu yöneltmesini talep ediyorum. Sadece seçilebilir yerlerden milletvekilliği adaylığı için değil, mücadelenin ihtiyaç duyduğu her alanda sıra neferi olmaya hazır mısınız? Eğer bu soruma yanıtınız “hayır” ise, Aday Belirleme Komisyonu henüz adayları netleştirmeden adaylığınızı kendiniz geri alın! Bir sıra neferinin, Komünist Nefer’in anısı hürmetine bunu yapın!…