Kovit-19 pandemisine karşı alınan önlemler, kaçınılmaz olarak hayatlarımızı, yaşam biçimimizi de değiştirdi. Pandemi sonrası yaşam biçimine, koşullara dair tartışmalar yapılırken, kadınların erkek egemen düzene karşı mücadele örneklerini hatırlatmanın, hatırlamanın yerinde olacağını düşündük. Kadın Savunma Ağı’nın derleyerek paylaştığı “Tarihteki Kadın Grevleri”nden yararlanarak üç bölümlük bir dosya hazırladık. Dosyamızın ilk bölümünü ekranlarınıza getiriyoruz…
KADIN İŞÇİLER ‘YETER ARTIK’ DEDİĞİNDE…
İşçi mücadelesi tarihi kadınların her şeyi göze alarak başlattığı, sürdürdüğü mücadelelerle dolu. Kadınlar en zor koşullarda, bazen sendikaları da karşılarına alarak, grev yaptılar, kararlı ve birlik içinde olurlarsa er ya da geç kazanacaklarını gösterdiler. Ücretli emek piyasasına giren kadınların fabrikalardaki grevleri 19. ve 20. yüzyıl boyunca kadınlar için yeni kazanımların tetikleyicisi oldu. Araba fabrikalarında, dokuma tezgahlarında, ayakkabı atölyelerinde, maden ocaklarında çalışmaya başlayan kadınlar iş saatlerinin azaltılması, insana yaraşır bir iş, eşdeğerde ücret, ayrımcılıktan ve şiddetten arındırılmış bir çalışma ortamı ve iş güvencesi için iş yerlerini işgal etti, grevler düzenledi. Kadınların grev tarihi burada kısaca değinilen, coğrafi ve içerik olarak sınırlı bir kaç örnekten çok daha kapsamlıdır şüphesiz.
1836 LOWELL GREVİ
1834’te Massachusetts’teki Lowell kasabasında kurulan Lowellentegre tekstil fabrikalarında, çoğunluğu 16-35 yaş arası kadın olmak üzere 8.000 kadar işçi çalışmaktaydı. Patronların ücretlerde %15’lik kesinti yapmasına karşı işçiler, toplu iş bırakma ve ardından grev kararı alırlar. Örgütsüzlük, deneyim eksikliği gibi nedenlerle grev başarısız olur. Yaşanan bu ilk grev tecrübesinden sonra 1836’da işçilerin pansiyon kiralarının arttırılmak istemesi karşısında Lowell fabrikaları, kadın işçilerin yeni protesto ve grevlerine sahne olur. İlk defa olarak fabrikada bir kadın, diğer kadın işçilerin şaşkın ve hayran bakışları altında, atölyedeki bir pompanın üzerine çıkarak bir konuşma yapar. Bu seferki grev, kira zammının geri alınmasıyla başarılı biçimde sona erer.
1845’te, bir dizi protesto ve grevin ardından, pek çok görevli bir araya gelerek Amerika Birleşik Devletleri’nde çalışan kadınların ilk birliği olan Lowell Kadın İş Reform Örgütü-The Lowell Female Labor Reform Association, LFLRA’yı kurar. Birlik, çalışma yaşamına ilişkin sert eleştirilerin yer aldığı Endüstrinin Sesi adlı bir yayın çıkartmaya başlar.
1903 CRIMMTSCHAU GREVİ
1903-1904’te on saatlik iş günü ve ücret artışı için Saksonya Crimmtschau’da yapılan tekstil işçileri grevine katılanların çoğu da kadındı. Crimmitschau’da sendika üyesi kadınların sayısı erkeklerden fazlaydı. 29 kişilik grev komitesinde 6 kadın yer almaktaydı. 16 kadının “on saatlik iş günü mücadelesi için dayanışma” yazılı fotoğrafı hâlâ bu mücadelenin en önemli belgelerinden biridir. Kadınların eksikliğini hissettiği tek şey diğer sendikaların desteğiydi. Buna rağmen mücadeleye tüm güçleriyle katıldılar, grev nöbetlerinde çocuklarıyla birlikte yer aldılar. Patron lokavt ilan etmek zorunda kalır. Grev, hükümetin ve kiliselerin patrona verdiği destekle ve işçiler bölündüğü için sonuç alınamadan sona ermiş gibi görünse de, işten çıkarılanlar eski ücret ve çalışma koşullarıyla işlerine dönebildiler. Grevin asıl etkisi ise beş yıl sonra görüldü; Saksonya’daki işçilerin normal çalışma günü artık 10 saate inmişti.