Yitirdiğimiz 128 canımızı sonsuzluğa uğurlarken, gülen fotoğraflarına baktıkça, acımız öfkemizi, isyanımızı biliyor.
Ankara’nın kirli, katil siyaseti her ağzını açıp kendini aklamak için, HDP’ye saldırıp, HDP’yi, PKK, MLKP ve DHKP-C’yi hedef gösterip, yalanlarını tetikçi medyasından pompaladıkça…
İnsanım diyen herkeste, insan olma vasıflarını taşımaya özen gösteren tüm insanlarda, sadece tiksinme duygusu ve öfke uyandırıyorlar.
Küçük, katil beyinleriyle insanlıkla, insan aklıyla adeta dalga geçiyorlar.
Böylesine pervasızlaşmalarında, şimdiye kadar işledikleri cinayetlerin, halklarımıza uyguladıkları baskı ve zulmün, katliamların hesabını vermemiş olmalarına güveniyor olmalılar!
1915 Ermeni Soykırımı’nın, Dersim’in, Koçgiri’nin, Zilan’ın 6-7 Eylül’ün, 12 Mart’ın, ’1 Mayıs 1977’nin, Maraş’ın, Çorum’un, 12 Eylül zulmünün, idamların, 1990’lı yıllar boyunca Kürt halkına yaptıkları zulüm ve katliamların, işkencelerin, kayıpların, faili devlet cinayetlerinin, Sivas’ın, Roboskî’nin, Amed ve Suruç’ta patlattıkları bombaların hesabının sorulmamış olmasına güveniyor olmalılar!
Ama yağma yok!
Sonunuz yakın!..
Hem de çok yakın!
Cuma gecesinden Türkiye ve Kürdistan’ın kentlerinden güle oynaya yola çıkmışlardı.
Birlikte olmanın, birlikte yürümenin ve mücadele etmenin sevincini paylaşacaklardı.
Faşist AKP diktatörlüğünün, Erdoğan tiranının kirli savaşına karşı, halklarımızın barış talebini Ankara’da haykıracaklardı!..
Erdoğan ve AKP diktatörlüğünün kirli savaşına “Dur” diyeceklerdi!..
Barıştan, halkların kardeşliğinden korkanlar izin vermediler…
10 Ekim sabahı, keyifle halay çeken gençlerin o son anı, arkalarında birbiri ardına patlatılan iki bombayla dona kaldı…
Sonrası faşizmin barbar, zalim, katil yüzünün resmi olarak kazındı tarihe.
Ey Erdoğan!
Ey Davutoğlu!
Ey Akdoğan!
Ey Akdağ!
Ey İçişleri Bakanı Selami Altınok!
Katliamın ardından “İstifa edecek misiniz?” diye soran gazeteciye pis pis sırıtarak yanıt veren Adalet Bakanı Kenan İpek!
Erdoğan’ın kara kutusu MİT Müsteşarı Hakan Fidan!
Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz ve Ankara Valisi Mehmet Kılıçlar!
Ey Ankara Barış Mitingi’ni kana bulayanlar!
Patlama sonrasında polisini insanlarımızın üzerine salıp, gaz bombası attıranlar!
Yaralılara ilk müdahaleyi yapan doktorlara ve ambülanslara müdahale edenler!
Yitirdiğimiz canları uğurlamamıza tahammül edemeyerek insanlarımızın karşısına polisini çıkaranlar!
Acılarımıza, ölülerimize saygı duymayanlar!
Protesto gösterilerine gazıyla, jopuyla saldıranlar!
Katilsiniz!
Suçlusunuz!
Bizleri oturttuğunuz o sanık sandalyelerine, sizleri oturtacağız!
Yargılanacaksınız!
Ankara’da patlattığınız bombanın, katlettiğiniz ve yaraladığınız canlarımıza, halklarımıza hesap vereceksiniz!
Tetikçi medyanızın ekranlarından, radyolarınızın mikrofonlarından, gazetelerinizin sayfalarından ve aktrolleriniz aracılığıyla sosyal medyada yaydığınız yalanlarınız, manipülasyonlarınız, psikolojik savaşınız, gerçekleri ters yüz etmeniz, toplumun algısını yönetmeniz sizi kurtaramayacak!
Hepiniz ahını aldığınız halklarımızın önünde diz çöküp, af dileyeceksiniz!
Ey Erdoğan! Oğlun Bilali İtalya’ya kaçırmış olabilirsin…
Ama emin ol ne senin, ne kurmaylarının, ne de tetikçilerinin halklarımızın ahından kaçmaya zamanı olacak!
Hesap vereceksin Erdoğan!
Tüm katiller hesap verecek!