Mücadelemizin kutup yıldızları

Füsun Erdoğan

Katledilen kızkardeşlerimiz, özgürlük mücadelesinin meşaleleri, insanlığımızın yüz akı kadınlar… Rosalardan Sakinelere, Dileklere, Yelizlere, Şirinlere, Sêvêlere… adımlarını kutsal eşiğin dışına attıklarında devlet zulmünü, bu zulmün birgün kendilerini de bulacağını çok iyi biliyorlardı.

Bu bilinçle ve iradeyle kadınların/insanlığın özgürlüğü için, devletin baskı ve zulmünü yok etmek üzere yola koyulmuşlardı.

İnsanlığın köleleştirilmesine, 5 bin yıllık kadının esaretine başkaldıran öncellerimizden bugüne kadınlar baskı ve zulme başkaldırıyor, isyan ediyor, direniyor, mücadele ediyor, savaşıyor!

Düşenlerin elinden bayrağı ardından gelenler alarak, büyük insanlık koşusunda ileriye taşıyorlar.

Ta ki, onların düşleri gerçek oluncaya, kadın özgürleşerek, özgürleştirinceye dek, sürecek bu kavga!..

15 Ocak 1919’da Berlin’de kaldığı evden alınarak alçakça katledilen, özgürlük mücadelesinin Kızıl Gül’ü, Rosa’sı düşmanlarına meydan okuduğu son makalesinde şöyle seslenmişti:

“Berlin’de düzen hüküm sürüyor. Sizi budala çakallar! Sizin düzeniniz kumdan inşa edilmiştir. Yarın devrim bir kere daha ayağa kalkacak ve trompet sesleri ortasında sizi dehşete düşürerek haykıracaktır: “Vardım, varım, varolacağım!”

9 Ocak 2013 yılında yoldaşları Fidan Doğan, Leyla Şaylemez’le birlikte sömürgeci Türk devletinin örgütlediği bir aşağılık ajan tarafından katledilen Kürt halkının Sara’sı, Kürt halkının Rosa Luxemburg’u Sakine Cansız, Amed 5 nolu zindanının aşağılık işkencecisi yüzbaşı Esat Oktay Yıldıran’ın suratına tükürecek kadar korkusuz bir kadındı.

Baskı ve zulümle düşkünleştirilmek istenen Kürt kadın tutsakların ayağa kalkışının, direnmenin adıydı Sakine… Sömürgeci baskı ve zulme karşı direnirken, sadece Kürt kadınlara değil, devrimci kadınlara da başeğmez asi, dik duruşuyla örnek oldu.

4 Ocak 2016’da Silopi’de KJA üyesi Fatma Uyar, Silopi Halk Meclisi Eşbaşkanı Pakize Nayır’la birlikte katledilen DBP PM üyesi Sêvê Demir; 16 Ağustos’tan beri Kuzey Kürdistan’da ilan edilen sokağa çıkma yasaklarının ardından AKP diktatörlüğünün 10 bin asker ve polisiyle Kürt halkına karşı yürüttüğü savaşta bir sıra neferi olmuş… Bir toplantıda dediği gibi; “Devrimci dediğin ne arkada ne önde, halkın yanında olmalı” tadında yaşamış; ama en önde yürümeyi de başarmıştır!

“Umudumuz yüksek, bu direniş başarıya ulaşacak. Ama ola ki düşersem Faraşin Yaylası’na götürüp gömün beni. Berxwedan jiyane.” Bu cümleler, Sêvê’nin son sözleri olarak tarihe geçerken, Sêvê ve yoldaşları kadın özgürlük mücadelesinde yaşayacaklar, yol gösterecekler!..

2015 yılının kadın katliamları raporuna göre erkekler tarafından katledilen kadın sayısı 305!

20 Temmuz’dan beri devlet eliyle, devletin polisi, askeri, özel timlerince katledilen kadınların sayısı yüze dayandı.

Daha Sêvê, Pakize ve Fatma uğurlanmadan devlet yenilerini ekledi katliam listesine.

Erkek devlet, erkek vatandaşlarıyla bir yarış içinde…

Devlet devrimci kadınları katlediyor, yaralıyor, işkence ediyor, taciz ve tecavüzle kadınları evlerine kapatmanın, sıradanlaştırmanın, beş bin yıllık esareti sürdürmenin peşinde!

Ama yağma yok!

Tırtıl bir kez kozadan çıktı mı, bir daha geri dönmez diye boşuna söylenmemiş!

Rosalardan Sakinelere, Sêvêlere özgürlük mücadelesinde yitirdiğimiz tüm kadınlar kızkardeşlerimiz, yoldaşlarımız kadın özgürlük mücadelesinde yol gösterecekler…

Yaşadılar!..

Leave a Comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir