Kocaeli Üniversitesi Halk Bilimleri Sağlığı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nu yıllar önce Dilovası’nda kanserden ölümlerle ilgili yaptığı bilimsel çalışmalar nedeniyle yargılandığı süreçte hakkında çıkan haberlerden tanıdım.
Kocaeli Tıp Fakültesi Hastanesi’nin beşinci katında, 2012 Kasım’nda önüne asker yığdıkları koridorun sonundaki odada, askerlerin engellerini aşarak yanıma gelip, “geçmiş olsun yoldaşım” diyerek elini uzattığında Onur Hoca ile yüz yüze tanışma imkanına sahip olmuştum.
Onur Hoca, “Kocaeli’nin Dilovası ve Kandıra ilçelerinde Yaşayan Gebelerden Doğan Bebeklerde Ağır Metal Maruziyeti İle Büyüme ve Gelişme Durumu” başlıklı projesinde elde ettiği verileri 2011 yılında basın yoluyla kamuoyuna açıklamıştı. Kocaeli Üniversitesi Rektörlüğü ise, durumun vahametiyle ilgilenmek ve çözüm yolları aramak, bu araştırmaya destek sunmak yerine, “araştırma henüz tamamlanmadan kanser konusunda halkın yanlış bilgilendirilmesine neden olmak ve halkı paniğe sevk etmek” iddiasıyla Onur Hoca hakkında soruşturma açmıştı.
Oysa Dilovası ve çevresinde halk sağlığı bakamından durum gerçekten çok vahimdi. Ve bu vahametin üzerine gitmesi gerekenler halka gerçekleri açıklayan, önlem alınması için mücadele eden, Onur Hoca’yı hedef tahtasına oturtmayı yeğlemişlerdi… Ancak bütün bu saldırılar karşısında Onur Hoca pes etmedi.
2004 yılında Dilovası’nda yaşanan ölümlerin nedenlerini araştırıp kamuoyuyla paylaştı. 1995-2004 yılları arasında yaşanan ölümlerin yüzde 32’sinin kanserden olduğunu saptamıştı. Dünyada ve Türkiye’de kanserden ölümler yüzde 13’den az idi. Ve aradaki fark çok fazlaydı. Durum çok ciddiydi ve Bütün bu veriler durumun ne kadar ciddi olduğunun göstergesiydi.
2005 yılının başında gerçekleşen araştırma sonuçlarına göre de, Dilovası’nda yaşanan 100 ölümden 33’ünün kanserden olduğu saptanmıştı. Ayrıca Dilovası’nda 10 yıl ya da daha fazla yaşayanlardaki kanserden ölme riskinin, daha kısa süre yaşayanlara göre 4.4 kat fazla olduğu da verileriyle açığa çıkarmıştı Onur Hoca…
Devlet Onur Hoca’nın yaptığı ve kamuoyuyla paylaştığı bu verilerle ilgili önlem almak yerine, Onur Hocayı cezalandırma yolunu seçti… Ve Onur Hoca’nın ensesinde olduğunu her fırsatta hissettirdi. Onur Hoca ise, sözü ile eylemindeki tutarlılığından, doğruları açıklıkla ifade etmesinden taviz vermedi. Onurlu bir bilim insanı olmakta ve öyle kalmaktaki ısrarını korudu.
Faşist diktatör Erdoğan ve AKP’sinin kirli savaşına karşı çıkarak “Bu Suça Ortak Olmayacağız” diyen onurlu akademisyenlerden biriydi Onur Hoca. Faşist diktatör Erdoğan’ın parmak sallayarak akademisyenlerin imzalarını geri aldırtmak için gerçekleştirdikleri gözaltı saldırısı karşısında, bir milim geri adım atmayanlardandı… Gözaltı saldırısı sonrasında serbest bırakıldıklarında “Demirden korksaydık trene binmezdik” açıklamasıyla, Erdoğan’ın emriyle gerçekleşen gözaltı saldırısına karşı meydan okuyandı…
2 Eylül 2016 tarihinde çıkartılan 672 sayılı KHK ile diğer imzacı akademisyenler gibi Onur Hamzaoğlu’nun da işine son verildi. Ancak O, bir adım daha ileri çıkarak, 2011 yılından beri çalışmalarında aktif olarak yer aldığı HDK’nin 2017 yılından itibaren, eş sözcülük görevini üstlendi.
Sömürgeci Türk devletinin, DAİŞ artığı çetelerle birlikte Efrîn’i işgal saldırısına karşı “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” başlıklı basın açıklaması yaptıkları için, TTB Merkez Konsey üyeleri gözaltına alındığında, TTB’li kimliğiyle Ankara TTB’de soluğu aldı. Günlerce orada yatıp kalkarak nöbet eylemine katıldı. Gözaltıların serbest bırakılması için mücadele etti.
HDP 3. Genel Kongresi’nin öncesinde Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da HDP-HDK’ye ve bileşenlerine yönelik gözaltı saldırısında 9 Şubat günü gözaltına alındı. 17 Şubat’ta çıkarıldığı savcılık tarafından gözaltındakilerin tümü serbest bırakılırken, ESP Genel Başkan Yardımcısı ve SKM Sözcüsü Fadime Çelebi ile tutuklanarak Sincan 2 Nolu F Tipi Hapishanesi’ne konuldu.
Şimdi Onur Hoca için meslektaşları; Prof. Dr. Okan AKHAN, Prof. Dr. Korkut BORATAV, Prof. Dr.Necati DEDEOĞLU, Prof. Dr. Ayşe ERZAN, Prof. Dr. İskender SAYEK, Prof. Dr. Orhan SİLİER, Araştırmacı Yazar Alâeddin ŞENEL, Doç. Dr. Taner TİMUR, Prof. Dr. Hasan YAZICI “Onur Hamzaoğlu’na Özgürlük” başlıklı bir kampanya başlattılar. Açtıkları “http://onurhamzaoglunaozgurluk.org” adresindeki sitede yayınladıkları bildiride kamuoyuna ve yetkililere “Bu Ülkenin Değerlerini Tüketmeyin” diye sesleniyorlar… “Halkın sağlığınının Onur’unun en kısa sürede serbest bırakılmasını” istiyorlar. Bu sese yanıt olmak ve bu sesi büyütmek ise, bizlere düşüyor!
Onur Hoca Onurumuzdur!