Soğuk bir kış günü, lapa lapa yağan karın altında, o gün hiç kibrit satamadığı için evine gitmeye korkan küçük kızın donarak ölmesini anlatır masal.
“Kibritçi Kız” gün akşama evrilirken, sığındığı bir köşede üşüyen ellerini yaktığı kibrit çöpleriyle ısıtmaya çalışır. Ve yaktığı her kibrit çöpünde küçük kızın çocuk düşleri aydınlanır. Sonra bir kar tanesiyle birlikte karanlıkta kaybolup gider.
Kibrit çöpünün aydınlattığı küçük kızın düşlerinde karnını doyurabileceği yiyeceklerle birlikte, sıcak bir yuva özlemi öne çıkar.
Kar altında gece güne döndüğünde, “Kibritçi Kız”ın donmuş bedeni ve yanındaki yanmış kibrit çöpleri bulunur.
“Kibritçi Kız”ın bu hazin öyküsü; aslında bugün savaşın ve çatışmalı ortamların evlerinden-yurtlarından ederek, açlığa, sefalete mahkum ettiği, çocuk düşleri çalınan milyonlarca çocuğun öyküsüdür.
Bu çocukların başlamadan bitmeye yazgılı öyküleri, ya Alan bebek gibi kıyıya vuran bir çocuk bedeniyle ya 12 yaşında, 12 kurşunla katledilen Uğur Kaymaz, annesinin parçalanan bedenini eteğinde topladığı Ceylan ya da bir dilim ekmeğe göz dikmiş mahzun bakışlarıyla gündemleşir…
Ve ne yazık ki, çok kısa sürede savaşın ve çatışmalı ortamların, afetlerin çocukların payına düşürdüğü; yurtsuzluk, evsizlik, yoksulluk ve ölümler çok kısa sürede unutulmaya terkedilmiş onlarca sorundan biri olarak bir köşeye fırlatılıp atılırlar.
Geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) savaş, kriz ve doğal afetlerin yaşandığı ya da etkilediği ülkelerdeki çocukların durumuna ilişkin bir rapor yayınladı.
Rapora göre dünyadaki 535 milyon çocuk savaş ve afetlerin gölgesinde yaşıyor!
Eksiği var fazlası yoktur; tam 535 milyon çocuk!
Bu rakamın dünyadaki toplam çocuk sayısına oranı ise, neredeyse dörtte biri ediyor ve bu çocukların geleceği, savaşların yegane kaynağı emperyalistlerce çalınmış durumda. Sağlık hizmetlerinden, eğitimden, gıda ve korunmadan yoksunlar.
Raporda çocukların 393 milyonunun Sahraaltı Afrika’da acil desteğe ihtiyaç duyulan bölgelerde yaşadığı belirtiliyor. Savaş ve çatışma ortamında yaşayan bu çocukların yüzde 12’si, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinden ve 50 milyona yakın çocuğun savaş ve çatışmalar nedeniyle evlerini terketmeye zorlandığı ifade ediliyor.
Suriye’de 500 bin çocuk, kuşatma altındaki 16 bölgede yaşıyor ve büyük çoğunluğu düzenli olarak insani yardım alamıyor, temel hizmetlere ulaşamıyor. Nijerya’nın kuzeydoğusunda 1 milyona yakını çocuklar olmak üzere, yaklaşık 1,8 milyon kişinin yerlerinden edildiği, Afganistan’da ilkokul çağındaki çocukların yarıya yakınının okula gidemediği de raporda yer alan bilgiler arasında.
Yemen’deki krizden 10 milyon çocuğun etkilendiği, 500 bine yakınının ise, yaşam savaşı verdiği, Güney Sudan’da ilkokul çağındaki çocukların yüzde 59’unun okula gidemediği belirtiliyor. Haiti’de Ekim ayında çıkan ve büyük yıkıma neden olan Matthew Kasırgası’ndan iki ay sonra, 5 yaşından küçük 90 bin çocuğun halen yardıma muhtaç olduğu söyleniyor.
Bu tür raporların, gerçek durumu olduğu gibi yansıtmaktan uzak olduğu gerçeğini dikkate alacak olursak; çatışmalı bölgeler, savaş ve doğal afetler nedeniyle çok daha fazla çocuğun mağdur edildiğini tahmin etmek hiç zor değil. UNICEF’in bu raporunda 2015 yazında sömürgeci faşist diktatörlüğün Kuzey Kürdistan’da başlattığı savaşın; Cizre’de, Şırnak’da, Sur’da, Nusaybin’de, Silvan’da, Yüksekova’da, Silopi’de, İdil’de, Dargeçit’de, onlarca kasaba ve köyünde, kentinde…
Kaç çocuğun katledildiği, kaç çocuğun evinden, okulundan, kentinden ailesiyle birlikte zorla göçerttirildiğinin… Kaç çocuğun öksüz ve yetim bırakıldığının… Kaç çocuğun dizginsiz devlet terörüyle hayatının/geleceğinin karartıldığının yer almamış olması ise, en dikkat çekici olmasından da öte; uluslararası kurumların Kürt halkının özgürlük mücadelesine yaklaşımını gösteren önemli bir nokta olarak kaydedilmelidir.