Latin Amerika’dan Türkiye’ye Gözaltında Kayıplar-9

Füsun Erdoğan

DOSYA 9

Devletin Gözaltında Kaybetme Politikasına Karşı Örgütlü Mücadele
1990’lı yıllar, faşist diktatörlüğün gözaltında kaybetme ve faili devlet katliamlarının sistematik olarak uygulandığı bir süreç oldu. Yaşanan her gözaltında kaybetme saldırısında, kaybedilen kişinin ailesi, yoldaşları o ildeki emniyet birimlerine, savcılıklara ve İHD’ye başvurarak yakınından haber almaya çalıştı. Ancak, devletin gözaltında kaybetme politikasına karşı mücadelenin sürekliliği ve örgütlülüğü sağlanamadı. Kaçırılan kişinin ailesi ve yoldaşları tarafından aranması ise, bir kaç haftaya yayılan çabalarla sınırlı kaldı.
27 Ekim 1991 tarihinde İstanbul-Kocamustafapaşa semtinde evinin önünden polisler tarafından kaçırılan Hüseyin Toraman’ı arama çabası, bir kez daha devletin karşısına daha güçlü bir örgütlenmeyle çıkma ihtiyacını ortaya koydu. Arjantin’in beyaz eşarplı annelerinin eylemlerinden yola çıkılarak, bir süre Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda mumlar yakılarak Hüseyin Toraman’ın akibetini öğrenmek için mücadele örgütlendi. Hüseyin Toraman’ın ardından kayıplar zincirine başkaları eklendi…
1990’lı yıllar boyunca gözaltına alınarak kaybedilenlerin ezici coğunluğu Olağan Üstü Hal altında sömürgeci faşist diktatörlüğün baskı ve zulmüne maruz kalan Kürt halkının evlatları oluşturdu…

Gözaltında Kaybedilenler 27 Mayıs 1995 Galatasaray Meydanı’nda
Devletin kaybetme politikasına karşı mücadelenin örgütlenmesinin ilk adımı, 27 Mayıs 1995 tarihinde İstanbul Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirilen oturma eylemiyle başladı.
21 Mart 1995 tarihinde Hasan Ocak’ın İstanbul’da gözaltına alınarak kaybedilmek istenmesi üzerine, harekete geçen yoldaşları ve ailesi, Nisan başında “Hasan’ı Sağ Aldınız Sağ İstiyoruz” şiarıyla bir kampanya başlattı.
Kampanya sürerken, 24 Ocak 1995 tarihinde Ankara’da kaçırılarak kaybedilmek istenen 27 yaşındaki eczacı Ayşenur Şimşek’in işkence edilerek katledilmiş bedeni 11 Nisan 1995 günü Kırıkkale’de bulundu.
17 Mayıs’ta ise, Hasan’ın İstanbul Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda işkence edilmiş bedenine ulaşıldı.
Yine 15 Şubat 1995 tarihinden sonra ailesinin bir daha haber alamadığı Rıdvan Karakoç, 28 Mayıs 1995’te Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda bulundu.
Nisan’dan Mayıs ortalarına kadar süren bu mücadele, o güne kadar kesimsel yürüyen gözaltında kayıplara karşı mücadelenin üst düzeye taşınmasının taşları döşedi.
Bir grup aydının önerisiyle, İHD İstanbul Şubesi’nin çağrısıyla, Hasan’ın yoldaşları ve kayıp ailelerinin sahiplenmesiyle o tarihten itibaren faşist diktatörlüğün gözaltında kaybetme politikaına karşı İstanbul merkezli bir mücadele başlatıldı.
Bir süre sonra her Cumartesi saat 12.00’yi gösterdiğinde Galatasaray Meydanı’nda oturanlara basın “Cumartesi Anneleri” adını verdi, meydan da Cumartesi Maydanı olarak anılır oldu.

28 Mayıs 1995 Analar Kurultayı
Emekçi Kadınlar Birliği’nin işçi ve emekçi kadınlar arasında yürüttüğü pratik faaliyetin bir parçası olarak, EKB 28 Mayıs 1995’de İstanbul’da Analar Kurultayı düzenledi.
Anneler günü sonrası için planlanan Kurultay, hem Türkiye’de kayıplar gerçeğine, hem de faili devlet katliamlarına dikkat çekmeyi, devlet tarafından kaçırılarak kaybedilen, ev ve sokak infazlarında katledilenlerin anneleri için bir kürsü kurmayı hedefledi.
Devletin Kurultay’ı yasaklaması üzerine İstanbul Okmeydanı’nda bulunan Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi’ni hazırlayan Emekçi Kadınlar Birliği Yürütme’si, polisin sabah saatlerinden itibaren kültür merkezini ablukaya almasına aldırmadan yüzlerce kadının katıldığı Kurultay’ı başarıyla topladı.
Kurultay’da analar için kurulan kürsüden, İstanbul’dan Adana’ya, İzmir’den Amed’e, Ankara’dan Dersim’e kayıp anneleri ile evlatlarını ev ve sokak infazlarında, faili devlet katliamlarında yitiren anneler kitleye seslendi.
Acıların, öfkelerin ve sevinçlerin birliştiği Analar Kurultayı’nda, EKB aynı zamanda anaların örgütlenmesinin gerekliliğine ilişkin başlıkları da tartıştı.
Analar için kurulan kürsüden, bir kez daha devletin kaybetme politikasına ve faili devlet cinayetlerine yanıt verilmiş oldu.

Kurultaylar ve ICAD Kayıplar Mücadelesinde Uluslararası Mevzi
21 Mart 1995 tarihinde Hasan Ocak’ın gözaltına alınması üzerine başlayan kayıplar mücadelesi, 1996 yılında uluslararası mevziye kavuştu.
Kampanyanın yürütücüleri olan Hasan’ı ailesi ve Demokratik Mücadele Platformu-DMP, İHD başta olmak üzere ceşitli örgütlerin katılımı ile 17-19 Mayıs 1996 tarihinde İstanbul’da 1. Uluslararası Gözaltında Kayıplar Kurultayı’nı topladı.
“Susma” şiarıyla toplanan kurultayın katılımcıları arasında Latin Amerika’dan Ortadoğu’ya kadar gözaltında kayıplara karşı mücadele eden çok sayıda örgüt yer aldı.
Kurultay, uluslararası bir örgütlenmenin ihtiyacını gördü ve Gözaltında Kayıplara Karşı Uluslararası Komite– ICAD’ı kurdu.
Hasan Ocak’ın cenazesinin Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda bulunduğu 17 Mayıs’ın birinci yıldönümünde toplanan kurultayda, 17-31 Mayıs günleri Gözaltında Kayıplara Karşı Uluslararası Mücadele Haftası olarak kabul edildi.
ICAD, 11-13 Temmuz 1997 tarihinde Kolombiya’nın başkenti Bogota’da 2. Uluslararası Gözaltında Kayıplar Kurultayı’nı, Kolombiya insan hakları örgütü ANDAS ile birlikte gerçekleştirdi.
3. Uluslararası Gözaltında Kayıplar Kurultayı ise, 14-21 Mayıs 1999 tarihlerinde Filipinler’in başkenti Manila’da, insan hakları örgütü KARAPATAN ve kayıp yakınları örgütü DESAPARECIDOS ile birlikte gerçekleştirildi.
ICAD, 4. Uluslararası Gözaltında Kayıplar Kurultayı’nı 17-21 Mayıs 2002 tarihlerinde Almanya’nın Nürnberg kentinde gerçekleştirdi.
ICAD, 5. Uluslararası Gözaltında Kayıplar Kurultayı’nı 16-20 Mayıs 2006 tarihleri arasında YAKAY-DER ile birlikte “Savaş ve İşgal: İnsan Hakları İhlalleri, İşkence ve Gözaltında Kayıplar” başlığıyla Amed’de gerçekleştirdi.
ICAD, “Savaşlar, Ulusal Hareketler ve Kayıplar” başlığı altında gerçekleştirdiği 6. Uluslararası Gözaltında Kayıplar Kurultayı’nı ise, 9-12 Aralık 2010 tarihlerinde Londra’da topladı.

Cumartesi Anneleri Devletin Saldırılarının Odağında
1996 yılında devletin toplumsal muhalefete yönelik saldırıları, gözaltında kayıpların sesini dünyaya duyuran Cumartesi Anneleri ve insanlarının her Cumartesi gerçekleştirdikleri eyleme de yöneldi.
Her Cumartesi oturma eylemine katılmak için gelenlere saldıran polis, eylemcileri gözaltına alarak eylemi bitirmek istese de…
Eylemin en önemli öznesi kadınları durdurmaya gücü yetmeyince devlet her Cumartesi eyleminde Emniyet Müdürlüğü “Kayıp Otobüsü”nden anonslar yaptırarak eylemi bitirmeyi denedi.
İnsan Hakları Savunucuları ve kayıp yakınları sırtını otobüse dönerek eylemlerini sürdürünce, devlet yeniden saldırı politikasını devreye soktu.
19 Mart 1999’da oturma eylemlerine katılımın düşmesi üzerine Cumartesi oturma eylemine ara verildi.
Bu ara 2009 yılına kadar sürdü…

Leave a Comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir