Beter olsunlar!

Füsun Erdoğan

Bülent Arınç’ı bilirsiniz. Sivri dili ve kibar görünümü altında kaba, nobran davranışlarıyla ünlüdür.

Cümlesine “hanımefendi” diye başlar, ancak bir de bakarsınız ki, cümleyi erkek argosuyla bitirmiş!

Belaltından konuşmak ise, zaten hepsinin genel alışkanlığıdır, tercihidir.

Arınç, Cumartesi günü CNN’de Hakan Çelik’in “Hafta Sonu” programına katıldı.

Ve “bir dokun bin ah işit” cinsinden açıklamalarda bulundu.

Arınç, uzun zamandan beri AKP içinde süren iktidar kavgasını bir şekilde deşifre etti.

Açıklamaları insanda “çok dolmuş” hissi yaratsa da! 

Arınç bir şeylerin zamanın geldiğini, iktidar dalaşının artık açıktan yürüyeceğinin işaretini verdi…

Açık açık Erdoğan ve “zıpır güruh” dediği çevresine; “hodri meydan” dedi.

Her ne kadar filler kapışırken, çimenler ezilse de…

Olsun!

Elbette onların kapışması, geniş kitlelere baskı ve zulüm olarak geri dönecektir.

Çoğu zaman, fırsattan yararlanıp uyguladıkları baskı ve işkenceleri, katliamları, kirli yöntemleri birbirlerinin üzerine atarak, suçu ortalıkta sahipsiz bırakmayı mutlaka deneyecek olsalar da…

Her iki tarafın da, kirli çamaşırları ortalığa saçılacağı, geniş kitleler AKP’nin gerçek yüzünü biraz daha yakından ve kendi söylemleriyle tanıma koşuluna sahip olacağı için; bu kapışma ezilenlerin, halklarımızın yararına olacaktır.

Bir zamanlar birlikte yola çıkan, yol arkadaşları; Erdoğan, Arınç ve Gül’ün gelinen noktada politik ya da başka nedenlerle birbirlerine düşmeleri…

Birbirlerine karşı kullandıkları kirli yöntemlerin hiç değilse bir kısmının, kendi ağızlarından dökülmesi, en azından birçok insanın, “bu nasıl bir yol arkadaşlığı” sorusu etrafında bazı tartışmalar yapmasına… Moda deyimle “tamamen duygusal” bazı ilişkilerin deşifre olmasına neden olacaktır!

Bugüne kadar ellerinde tuttukları medya desteğiyle hep birlikte gerçekleri fazlasıyla manipüle ettiler, çarpıttılar…

El birliğiyle ırkçı-şoven propaganda bombardımanıyla, halklarımızı birbirine düşman etmeye çalıştılar.

Topluma, halklarımıza verdikleri zararın haddi hesabı yoktur elbette.

Arınç’ın AKP’nin içişlerine dair yaptığı açıklamalar bizler için bir muamma olmasa da, Arınç’ın özellikle kendisine uygulanan sansürden yakınmasına biraz yakından bakmak Türkiye’de sansürün ulaştığı noktanın altını bir kez daha çizmek bakımından yararlı olur. 

Nasıl olsa diğer meseleleri önümüzdeki yakın süreçte döne döne tartışmaya zamanımız olacak!..

Arınç 2011 Genel Seçimleri’nden sonra Anadolu Ajansı (AA) ve TRT’den sorumluydu.

Arınç’ın aynı dönemde AA’da nasıl bir temizlik operasyonu yaptığını, TGS’ye karşı uygulanan kirli politikanın patronu olduğunu geçerken kaydedelim.

Ve Arınç’a nasıl bir sansür uygulanmış kendisinden dinleyelim:

“İki yıldan bu yana sorumlusu olduğum TRT ve AA’da bana ambargo uygulandı.” 

Doğrusu Arınç’ın bu açıklamasını duyunca, özel olarak geriye dönük bir araştırma ihtiyacı duymadım.

Arınç’ın hakikaten doğruyu söylediğine bir çoğunuz gibi kanaat getirdim. Ancak anında Arınç’ın bu durumuna uygun bir kaç özlü söz hızla aklımdan gelip geçti…

Kim bilir sadece Arınç’ın talimatıyla bu kurumlarda kimlere sansür uygulandı, kimlerin işine son verildi?!

Dün Erdoğan’la bir olup, ezilenlere sansür uygulatırken iyiydi!

Şimdi bütün bu gerçekler ve daha fazlası ortadayken… 

Arınç’ın kalkıp CNN’de kendisine ambargo uygulanmasından şikayet etmesinin, yanlızca Erdoğan ve AKP diktatörlüğünün sansürde ulaştığı düzeyi, birbirlerine karşı ne kadar kirli yöntemler kullandıklarını göstermesi bakımından bir anlamı var.

Gerisi laf-ı güzaf!

Gerisi beter olsunlar! 

Leave a Comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir