Tahliye olduktan sonra, ilk işlerimden biri Barış İçin Kadın Girişimi’nin etkinliklerine katılmak olmuştu. İstanbul’da bulunduğum sürece, eylem ve toplantılarını kaçırmamaya özen gösterdim. Yurtdışına çıktıktan sonra da girişimimizin bütün etkinliklerini uzaktan da olsa izledim. Kadın özgürlük mücadelesi ve barış mücadelesi adına yapılan her çeşit etkinliğe, verilen emeğe bir şekilde katkıda bulunma istek ve irademi kendi adıma diri tutmaya çalıştım, çalışıyorum. Ayrıca nerede olursa olsun her kadının böyle bir bakış açısına sahip olması gerektiğine inanıyorum!
Geçtiğimiz hafta Barış İçin Kadın Girişimi’nden arkadaşlar DAİŞ çetelerinin Kobanê’ye saldırısı sonrasında hemen harekete geçti. Girişim dışında kalan kadın örgütlerine çağrıda bulundu! Ortak email adresinden “Barış İçin Israr Ediyoruz!” başlıklı çağrı metnini imzaya açtı. Cumartesi günü de olanaklı olan her ilde, kadın örgütlerini barış noktaları oluşturmaya çağırdı. Takip edebildiğim kadarıyla İstanbul başta gelmek üzere, değişik kentlerde barış noktaları oluşturuldu. Önümüzdeki süreçte farklı etkinlik ve eylemlerle kadınlar barışta ısrarlarını sürdürecekler!
Yayınladıkları bildiriyle Marmara’dan Ege’ye, Karadeniz’den İç Anadolu’ya, Akdeniz’den Kuzey Kürdistan’a farklı illerden kadın örgütleri, kadın platformları, meslek odaları ve sendikalardan kadınlar; kamuoyuna, medyaya, siyasetçilere ve kadınlara seslendiler! Tüm kadınları barış mücadelesinde ısrarlı olmaya ve barış mücadelesini büyütmeye çağırdılar.
25 Haziran Kobanê saldırı ve katliamının yeni bir savaş sürecinin de geliştirilmekte olduğunu düşünen kadın örgütleri; yanıbaşımızda, dışarıda savaş sürerken, içeride barışın tesis edilmesinin zorluğunu gördükleri için haklı olarak barışta ısrar etmek gerektiğinin altını çiziyorlar!
Türkiye’nin farklılıklarını yansıtan bir meclis oluştuğu gerçeğine işaret eden kadın örgütleri; siyasetçilere seslenerek savaş tezkerelerini herhangi bir sorunun çözümü haline getirmemelerini istiyorlar!
Medyanın yalan yanlış haber yapma hakkının olmadığına dikkat çeken kadın örgütleri, medya organlarından barış gazeteciliğini ve barışın dilinin hakim kılınmasını, halkın barış isteğine kulak verilmesini, doğru haber yapılmasını, savaş çığırtkanlığından vazgeçilmesini istiyorlar!
Çok kısa sürede organize olarak harekete geçen 66 kadın örgütü, yayınladıkları bildiride kadınlara da şöyle sesleniyorlar:
“Savaşın ne demek olduğunu artık hepimiz çok iyi öğrendik. İşte tam bu yüzden barış için ısrar etmeye birlikte devam edelim. Barış noktalarımızı her tarafa yayalım. Hep birlikte güçlü bir şekilde barış için kararlıyız diyelim!”
2009 yılında bazı kadın örgütlerinin biraraya gelerek oluşturduğu Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG) savaş çığırtkanlığı ve haksız savaş karşısında hep duyarlı oldu. Sınırlarını zorlayarak eylem ve etkinliklerle barış mücadelesini büyütmeye, kadın dayanışmasının çok anlamlı örneklerini yaratmaya çalıştı. BİGK’in bütün bu emek ve çabalarının çok değerli olduğunu vurgulayarak devam edeyim…
Ve kısadan hisse!
Barış İçin Kadın Girişimi’nin öncülüğünde kadınlara seslenen bu bildirinin muhataplarından biri de hiç kuşkusuz Avrupa’da yaşayan kadın örgütleri ve kadın kitleleridir! Nasıl ki Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da bir araya gelen kadın örgütleri ve bu mücadelede ben de varım diyen kadınlar oluşturdukları barış noktalarıyla ve değişik etkinliklerle DAİŞ çetelerinin katliamlarını ve Türk devletinin DAİŞ çetelerine verdiği desteği teşhir ediyorlarsa; AKP’nin Türkiye’yi savaşa sürükleme politika ve pratiğine karşı, kadın dayanışmasını ve barış mücadelesini büyütmeye çalışıyorlarsa; barışta ısrar etmek gerektiği fikrini örgütlüyorlarsa Avrupa’da yaşayan değişik ulus ve inançlardan kadınlar ve kadın örgütleri olarak harekete geçmek, çok değişik etkinliklerle kadın dayanışmasını ve barış mücadelesini büyütmek, barışta ısrar etmek, kadın örgütlerinin çağrısına ses vermek bizim de görevimizdir!