DOSYA 8
Gözaltında Kayıplar, Bir baba ve Kızı Ayten Öztürk
13 Eylül 2014 tarihinde, Dersim’in Başakçı Köyü’nde bir anıt mezarın açılışı yapıldı. Anıt, 1992 yılında “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından kaçırılarak, işkence edilerek katledilmiş Ayten Öztürk içindi…Baba Hıdır Öztürk, 22 yıl aradan sonra kızı için bir anıt mezar yaptırır.
Anıt mezar Ayten Öztürk’ün 1992 yılında işkence edilmiş bedeni bulunduğu şekilde dizayn edilir. Anıt mezarın açılışından önce ve sonra mezarda Alevi geleneklerine göre mum yakılıp lokma dağıtılır. Baba Hıdır Öztürk, Ayten için yazdığı ‘Dersim’ şiirini okur, ardından da Ayten’in kaçırılışını ve katledilişini anlatır.
Hıdır Öztürk: Kızımın Gözlerini Oydular
12 Aralık 2011 tarihinde, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyo’nunun Terörden Kaynaklı Yaşam Hakkı İhlalleri Alt Komisyonuna Ayten’in kaçırılarak katledilmesini anlatmak için giden Hıdır Öztürk komisyona; “Cesedi parçalanmış, gözleri çıkarılmış, kulakları kesilmiş bir evladın babası olarak buradayım” diye seslenir.
1990’lı yıllarda yaptıkları işkenceler nedeniyle kelle avcıları olarak adlandırılan özel timlerin; ele geçirdikleri gerillalara, gerilla cenazelerine yaptıkları işkencelerin fotoğraflarını yayınlayarak Kürt halkını korkutmaya, yıldırmaya çalışıyordu. İşten çıkıp evine giderken kaçırılan 17 yaşındaki Ayten’in, un fabrikasında çalışan bir çocuğun böylesine alçakça katli, devletin Kürt halkına karşı yürüttüğü kirli savaşın boyutunu gösteren yüzlerce, hatta binlerce örnekten sadece biriydi…
Dönemin Tunceli Jandarma Alay Komutanı birgün Hıdır babayı makamına çağırır, kızlarından birinin dağa çıkmayı düşündüğünü iddia eder. Hıdır Öztürk itiraz eder, kızlarının devlet kurumlarında çalıştığını, öyle bir şey olmadığını, kendisinin de devlet memuru olduğunu söyler. Bunun üzerine Alay Komutanı Hıdır babadan kızlarını komutanlığa getirmesini ister.
Bir kaç gün sonra, üç kızını yanına alan Hıdır Öztürk, alay komutanına gider. Alay komutanı çay ikram eder, üç kız kardeşe nerede çalıştıklarına dair sorular yöneltir. Üç kız kardeşin işyeri adresleri vs. alındıktan sonra, alay komutanı bir askeri çağırarak Hıdır Öztürk ve kızlarını ‘Mahmut Bey’e götürmesini ister. Asker eşliğinde aşağı indiklerinde, bir odada oturan zayıf, sakallı adam Hıdır Öztürk’ü dışarı çıkararak genç kadınlarla yalnız görüşür.
Bir süre sonra dışarı çıkan kızlar babalarına, ‘Mahmut Bey’in iş adreslerini aldığını söylerler…
Hıdır Öztürk’ün anlatımları, JİTEM’in önceden belirledikleri planın bir parçası olduğunu, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın çocukları birebir görmesi üzerine görüşmenin gerçekleştiğini gösteriyor. O yıllarda faili devlet katliamlarında Jitem ve ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım’ın ismi çokça geçerdi.
Çocuklar haberlerde ‘Yeşil’ diye tanıtılan bu adamın, kendilerinden adreslerini alıp, sorular soran Mahmut olduğunu söylerler Hıdır babaya.
Ayten Öztürk daha dört yaşlarındayken ablası Aysel 1979 yılında bir yol araması sırasında gözaltına alınarak tutuklanır. Aysel örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 12 Eylül askeri faşist darbesinden sonra yargılanır…Ağır işkencelerden geçirilen Aysel, uğradığı işkenceleri protesto etmek için 49 gün açlık grevi yapar.
1986 yılında beraat kararıyla gelen tahliye sonrası Aysel, bir süre sonra yeniden gözaltına alınır. 1992 yılında memur olan Hıdır Öztürk jandarmaya bayramlaşmaya gittiğinde, komutan elini uzatmaz Hıdır babaya. “Kızının cesedi gelene kadar bayramlaşmam” diyerek de Hıdır babayı tehdit etmekten de geri durmaz. En nihayetinde de bu katil sürüleri, Hıdır babanın en küçük kızı Ayten’i kurban seçerler…
Ayten Öztürk Yeşil ve Adamları Tarafından Kaçırıldı
Bu olaydan tam iki ay sonra, 27 Temmuz 1992 tarihinde un fabrikasında çalışan 17 yaşındaki Ayten, iş çıkışında beyaz bir taksiyle kaçırılır. Ayten’in kaçırılmasıyla birlikte Öztürk ailesinin kabus dolu hayatları da başlar…
Faili devlet katliamlarının, kaçırılarak kaybetmelerin, gözaltında infazların yoğun olarak yaşandığı bu yıllarda, Dersim gibi bir yerde 17 yaşındaki bir ergenin, bir genç kadının kaçırılması sarsıntı yaratacak bir olaydır.
Hıdır Öztürk kızını bulmak için çalmadık kapı bırakmaz…
Olayın ardından kendileriyle görüşen Jandarma Alay Komutanı ile görüşmek ister Hıdır Öztürk. Dilekçeler yazar…Ancak yaptığı hiç bir resmi başvuru işleme konulmaz; bütün kapılar, yüzüne kapanır…
Katil JİTEM’dir, katil ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım ve adamlarıdır…
Katil Mehmet Ağar’dır, katil Tansu Çiller’dir!…
Katil devlettir!…
Topraktan Uzanan Bir El ‘Bulun Beni’ Diyor
Ayten’in kaçırılışından 15 gün sonra Elazığ Asri Mezarlığı’nda küçük bir çoban toprağın dışında kalan bir kol görür. Katillerin kolunu dışarıda bırakarak gömdükleri kadın 17 yaşındaki Ayten’dir…
Mezarlıkta bulunan Ayten’in cenazesi Adli Tıp’a kaldırıldığında, bütün aile hastaneye akın eder. Ayten’e öylesine vahşi işkenceler yapılmıştır ki, bedeni tanınmaz haldedir. Dilif ana kızının ayağındaki benden emin olamaz. Dişine dolgu yapan dişhekimi enişteleri bile tanıyamaz Ayten’i…Oradaki polislerden biri ‘o sizin kızınız, sana benziyor’ diyince, bir tartışma başlar…
Ailenin ikna olabilmesi için Ayten’in özel giysilerini, kolye, yüzük, saç tokası ve eteğini verirler aileye. Aile kızlarını teşhis eder ancak, Ayten’in bedenindeki işkence izleri bütün aileye yaşadıkları sürece unutamayacakları bir acı yaşatır. Yüreklerinde açılan yara, ne yaparlarsa yapsınlar bir daha asla kapanmayacaktır…Yapılan otopside Ayten’in vücudunun bir çok yerinde işkence izleri tespit edilir. Katil sürüleri Ayten’in gözlerini de oymuşlardır.
Ailesi tarafından köye getirilen Ayten, toprağa verilir.
Baba Hıdır Öztürk, kızının katili ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım ve ekibinin, Mehmet Ağar ve Tansu Çillerin, JİTEM’in yargılanması için çok uğraşır.
Ulaştığı görgü tanıkları, iş çıkışı eve giderken Ayten’in ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım ve adamları tarafından zorla bir araca bindirilerek kaçırıldığını söylerler.
Yıllar sonra Abdülkadir Aygan itiraflarında ‘JİTEM’in Diyarbakır binalarında Ayten’i tutulduğu hücrede gördüğünü, daha sonra Yeşil ve ekibi tarafından götürüldüğü bilgisini verdi.
Hıdır Öztürk o yıllarda baskı altında olduklarını, telefonlarının dinlendiğini, hemşire kızının Kars’a, diğer kızının da Çankırı’ya sürgün edildiğini; İzmir Ziraat Fakültesi öğrencisi oğlunun polis baskısına dayanamayarak okulu bırakarak yurtdışına gittiğini söyler komisyonla görüşmesinde…
Yıllar sonra TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nda Hıdır baba yaşananları anlattıktan sonra, dönemin Komisyon Başkanı, suç duyrusunda bulundu.
Ayten’in dosyası yeniden açıldı. Tunceli ve Elazığ savcılıkları soruşturma başlattı. Dosya özel yetkili Malatya Savcılığı’na gönderildi. Mahmut Yıldırım hakkında zaten verilmiş onlarca yakalama kararına ek olarak yeniden arama kararları çıkartıldı.
O dönem jandarmada görevli bazı isimler, JİTEM’in bölgedeki yapısını ve kimlerden oluştuğunu tek tek anlattı. O eylemlere göz yumanlar, tek işlem yapmayanlar, o raporları yazanlar her biri belliydi. Ayten Öztürk’ün Yeşil ve bu isimlerce kaçırıldığı, Diyarbakır’a götürüp sorgulandığı, öldürülüp, gözleri çıkartılıp, derisi yüzülüp, gömüldüğü, tanıklarca anlatıldı. Bir bölüm kamu görevlisinin ifadesi de şüpheli sıfatıyla alındı. Ancak o aşamadan sonra dosya yeniden beklemeye alındı. Çünkü savcılıklara göre, ‘Yeşil’ kod adlı, ‘sakallı’, Mahmut Yıldırım bulunamamıştı. JİTEM araştırması ise Meclis raporunda ve her zamanki gibi katillerin yargılanacağı beklentisi bir beklenti olmaya devam ediyor.
13 Eylül 2014 tarihinde, Tunceli’nin Başakçı Köyü’nde Hıdır babanın yaptırdığı anıttan uzanan Ayten’in eli yaşayan bizlere sesleniyor:
Katillerimi bulun ve yargılayın!…