Her zaman olduğu gibi “erken kalkan çok yol alır” düsturuna uymadığımız için yine geç kaldık. Dolayısıyla, aradaki farkı kapatmak için önümüzdeki süreci koşar adım planlayarak yürümek zorundayız.
Evet’çi faşist güruhla eşit koşullarda bir kampanya yürütme koşulumuzun olmadığı hepimizin malumu. Ancak buna takılıp kalmak gibi bir yanlışa düşmeyeceğimiz de kesin! Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da devletin bütün baskı ve zulmüne rağmen faşist diktatörlüğe, tekçiliğe, Erdoğan Anayasası’na hayır diyenler gözaltı, tutuklama saldırılarına rağmen kızıl karıncalar gibi çalışıyorlar. Kentlerde, semtlerde, mahallelerde HAYIR platformları, HAYIR İçin Yurttaş İnisiyatifleri kuruluşlarını deklere ederek ilerliyorlar. Farklı parti ve örgütlerden kadınıyla-erkeğiyle, genciyle-yaşlısıyla, LGBTİ birey ve örgütleriyle müthiş bir üretkenlik örneği sergiliyorlar.
Avrupa’da da partiler, örgütler, bireyler Türkiyeli ve Kürdistanlı seçmenlere ulaşmak, HAYIR kampanyasını örgütlemek üzere harekete geçti. Bunun için HAYIR platformları kuruluyor, kapı kapı dolaşmanın, kentlerin merkezlerinde, pazar yerlerinde HAYIR masaları, çadırları açarak propaganda çalışması yürütmenin planları yapılıyor. Ayrıca Avrupa’da konsoloslukların belirleyeceği belli merkezlerde oy kullanılacağı için, seçmenlerin sandığa taşınmasının özel olarak örgütlenmesi de, yine HAYIR Platformu aktivistlerince planlanması gerekiyor.
Bütün bunları dikkate aldığımızda, kısa zamanda birden fazla işi bir arada yapmak, kampanyayı seçmenle buluşturmak ve Erdoğan Anayasasına HAYIR demeleri için ikna etmek zorundayız. Bunun için denize düşen bir damla misali HAYIR Platformlarında önce hızla kendimizi, sonra yakın çevremizi ve kitleleri HAYIR etrafında örgütleyeceğiz. Ki, birçok kentte bu ilk adımın atıldığı bilgisi mevcut. Henüz harekete geçmeyenlerin de hiç zaman kaybetmeden işe koyulmaları gerekiyor.
HAYIR platformları bir yandan 26 Şubat’a kadar yurtdışındaki seçmen listesinde ismi olmayanların kaydının yaptırılması için çalışacak, diğer yandan propaganda ve örgütleme çalışması yürütecek. Hemen sonrasında ise, 27 Mart-9 Nisan arasında yapılacak oy verme işlemine kadar “çat kapı” denilen ev ziyaretleri yapılacak. Esnaf ve kahvehaneler dolaşılacak, şehirlerin merkezi meydanlarında, pazarlarda HAYIR için çalışmalar yürütülecek, Türkiyeli ve Kuzey Kürdistanlı seçmenlere sandıkta neden “HAYIR” demeleri gerektiği anlatılacak…
İçinden geçmekte olduğumuz süreç, var olanla yetinmeyip, herkesin sınırlarını aşma perspektifiyle hareket ederek geniş ve renkli bir kampanya örgütlenmesi perspektifiyle hareket edilmesi gerektiğini öngörüyor. Ancak önemli bir noktanın altını bir kez daha çizmekte yarar var. 7 Haziran ve 1 Kasım seçim çalışmalarında yapılan etkinliklerde daha çok yakın çevre çepere yönelik aktiviteler öne çıkmıştı. HAYIR kampanyasında bu sınırlar da aşılmalı, çevre çeper ilişkileri bizzat HAYIR kampanyasının birer aktivisti olarak çalışmalarda yer almaya ikna etmeliyiz. HAYIR’ın örgütlenmesinde; herkesin yapabileceği bir şey olduğu, herkesin bir şeyler yapması gerektiği unutulmamalı, buna uygun bir pratik sergilenmelidir.
Bu kampanya boyunca her birey ve kurum, parti, örgüt kendi sınırlarını sonuna kadar zorlamak, sadece elini değil, tüm bedenini taşın altına koyması gerektiğini unutmadan çalışmak zorunda olduğunu unutmamalıdır.
Önümüz bahar, önümüz 8 Mart, önümüz 21 Mart Newroz! Tarihimizden aldığımız mücadele azmi ve direngenlikle, hepimize HAYIR’lı kampanyalar!..